Menü Halıkent Bölge Gazetesi
Doç. Dr. Rasih ERKUL

Doç. Dr. Rasih ERKUL

Tarih: 06.07.2026 10:59

“DEMİRCİ” İSMİNE GELİNCE…

Facebook Twitter Linked-in

    Yaşanılan yer ve çevre, hayatî ihtiyaçlar ve avlanma sahaları ile başladığı kabul edilen isimlendirme geleneğinde “yer isimleri” önemiyle öne çıkar.

    Anadolu coğrafyasındaki yer isimleri; ya doğrudan eski dillerden ses değişimiyle Türkçeye uyarlanmış veya anlamları çevrilerek yeniden verilmiş isimlerdir.

    Yer isimlerinin ardında gizlenmiş olan anlamların ve farklı dönemlerin izleri; bazen bir coğrafî özelliktir, bazen bir efsane, bazen de bir kahramandır. 
           
    *  *  *
            “Demirci” ve bu isme dayalı “Demircili, Demirciler, Demirciören, Demirciköy, Demircikara, Demircipazarı, Demircidere, Kalıkdemirci, Özdemirci, Delidemirciler” isimlerinde Türk kültürü ve Türk coğrafyası arasındaki ilişkiyi görmek mümkündür. Bu isimlerle Türkler; yaşadıkları yerleri, kendi kültürel kodlarıyla damgalamışlardır.

    Mezra, köy, mahalle, belediyelik konumunda; Erzurum, Elâzığ, Muş, Tunceli, Sivas, Urfa, Mardin, Konya Ankara, Kırşehir Eskişehir, Trabzon, Samsun, Giresun, Kastamonu, Ordu, Artvin, Bartın, Sinop, Çorum, Amasya, Bursa, İstanbul, Çanakkale, Edirne, İzmir, Manisa, Kütahya, Denizli illeriyle Anadolu coğrafyasında yanı sıra Azerbaycan ve Bulgaristan’da bu isimlerle yerleşimler kurulmuştur.

    Bu isimlerin yaygınlığı tesadüf olmayıp, tarih, kültür ve sosyoloji açısından başlı başına ele alınacak konular niteliğindedir.
    *  *  *
    Tarihi olayların, kültürel dönüşümlerin ve siyasi değişimlerin izlerini taşıyan şehir isimleri hakkında, birtakım rivayetileri sürülür. Bu çerçevede, “Demirci” ve bu isme dayalı yer isimlerinde de bu rivayetleri görmek mümkündür.
  
    “Demirci” isminin “Temiros” çayındaki “Temiros” kelimesinden geldiği bilgisi, ilk çağlarda Simav - Demirci dağlarının Temnos adıyla anılması sebebiyle tarih ve coğrafya ile uyuşmaz. Coğrafyacı Strabon da böyle bir çaydan söz etmez.

    Demirci ve demirci ismine dayalı yer isimlerinin coğrafyası da birbirine benzemez.

    “Temürçi” isminin bol su ve güzel hava anlamında Türkmen lehçesine mal edilmesi ise ulaşılan yerin durumuyla ilgili yakıştırmadan öteye geçemez.

    “Demirci” yer ismi ile demirci esnaflarının bulunduğu “Demirciler Çarşısı” arasında ilişki kurulması ise ne tarih ne de coğrafya ile izah edilemez. Demirci esnafının bulunduğu bütün yerleşimlerin “Demirci” ismiyle anılması gerekirken durum hiç de öyle değil. Demirci esnafının varlığına rağmen en yakın yerleşimler; Simav, Salihli, Selendi, Gördes diye isimlendirilmiş.
    *  *  *
    “Demirci”, isminin öne çıkışında, zamanın bu isme kazandırdığı anlam zenginliği de önemlidir. Demirci kelimesinin kökü olan “demir”, sağlamlığı ve keskinliğiyle en çok kullanılarak insanlığın siyasi ve sosyal tarihinde önemli bir dönüm noktası olan bir madendir.

    Demir’in işlenmesi, Türkistan’ın çeşitli bölgelerinde “demir çağı”na giriş ile ilgili bilgilerin M.Ö. XV ilâ X. yüzyıllar arasına tarihlenir. Türkler, tarihlerinin en eski dönemlerinden itibaren ekonomik ya da askeri bir uğraş olarak demircilikle uğraşırken demirciliği, milli ve kutsal bir meslek olarak görmüşlerdir. Tek-nolojik açıdan bir yenilik olan demir, askerî yönden maddi dünyayı etkiler, insanların manevi dünyasını kökten değiştirir.

    İlk demirler, göktaşlarından elde edilmiş ve bu sebeple Tanrı’nın bir armağanı olarak görülmüştür. Mitolojik anlamlarıyla “demir”, “demirci”ye kutsallık özelliği verir.

    Demirci ile Şaman, ayrılmaz iki parça hâline gelir ve çoğunlukla da birbirini tamamlar. Demirciliğin Şamanizm ile olan sıkı ilişkisi ve hükümdar mesleği olarak görülmesiyle Türklerde de Demirciler, toplumda özel konuma sahip olurlar.
    
    “Demirci”, demire biçim veren, demir ustası olmanın ötesinde anlam zenginliğine sahip bir kavram-dır. Destanlarda demirci, toplumu kurtaran, dönüştüren ve yol gösteren kutsal bir figürdür.  
    *  *  *
    “Demirci” ismi, Demirci ve çevresini fetheden kişi / kişilerin birer komutan olarak savaşçı / asker kişilikleriyle de ilgilidir.

    İslamiyet öncesi Türk devletlerinde en üst komutanlara verilen “Demirci” unvanı, “Tarhan, Targan, Dargan, Darkan” olarak da söylenir. Tarkan, Türklerde ve Moğollarda “demirci”, demir ustası ve aynı zamanda devlet görevlisi veya savaşçı / asker demektir.  “Demirci” unvanı-na sahip kişiler, zaman zaman vergi dışı tutulacak kadar, önemli kişilerdir.
    
    Göktürkler’de, devlet yöneticilerinin unvanı, “Demirci” veya “Tarkan”dır. “Tarkan / Darhan” sözünün, “memur, usta, demirci” anlamlarıyla kaydedilmesi sözün Uygurcada da “memur” anlamına gelmesi; yine Darhan’ın, “serbest, vergiden kurtulan” anlamlarının yanında, Demirci’nin karısına da saygı göstermek için söylenmesi, Demirci’nin ne kadar saygıdeğer olduğunu gösterir. 
  
       Kaşgarlı Mahmut’un Divânu Lügâti’t-Türk adlı eserinde Temürçi” olarak geçen kelime, Türkiye Türk-çesi söyleyişiyle “demirci” kelimesidir. Kaşgarlı Mahmut’a göre de Tarhan veya Demirci, İslâmlıktan önce kullanılmış bir unvan olup Argu'ca “beg” demektir. İslâmiyetle beraber sayılgınlık ahilik teşkilâtıyla devam eder. X. yüzyılın birinci yarı-sında Oğuz büyükleri arasında Beg unvanının, “Tarhan” olarak kullanıldığı görülür. XI . yüzyıl Türk dünyasında, bu unvanın artık pek kullanılmadığı görülür.

    Kırgız destanı Manas’da, Manas Han, Demirci’sine “Darkan” unvanıyla seslenir. “Demirci” unvanı, en büyük unvanlardan olup hânedâna mensup şehzadelerin taşıdıkları unvanlardan biridir.

          Evliya Çelebi’nin 1671 tarihli Seyahatname notlarında Demirci’nin Türklerin eline geçmesiyle ilgili olarak şöyle der: “… Bu şehri o Demirci Kara Mustafa Bey fethetmekle her şeyden muaf ocaklığımız olduğun-dan Demircieli derler.” Bu cümledeki “Demirci” unvanı ile “her şeyden muaf …” ifadeleri, açıkla-maya muhtaçtır.
    *  *  *
    XIII. asrın sonlarında, Ana-dolu Selçuklu emirlerinden Saruhan Bey, Sultanı Mesud tarafından Batı Anadolu’nun uç bölgesine gönderilir. Saruhan Bey ve cemaatı, ilk fetih hareketine, Batı ile Orta Anadolu’yu birbirinden coğrafî sınırla ayıran bölgeden başlarlar.

    Bölgenin fethine, 1531 tarihli Saruhan sancağı tapu defterindeki “cemaât-i Temürcüler” denilen konar-göçer oymak ile onların “dede, baba” toplum önderi katılırlar ve bölgeye yerleşerek yurt edinirler.

    Tahrir defterlerindeki Demirci’ye ait Türkmen aşiretleri ve Yörük cemaatlerine dair isimler, bunun açık göstergesidir.

            Fethedildiğinde bir mahallesi dışında çok harap durumda olan Demirci, Çuha Bey, Devlet Han son olarak da Yakup Çelebi döneminde yeniden kurulur.

    Ve Demirci ve çevresi, Batı Anadolu’nun önemli yerleşim birimlerinden birisi haline gelir. Evliya Çelebi’nin ifadesiyle de Demirci, bir Türkmen yerleşimidir. 
    
    Evliya Çelebi, Seyahatnamesi’ndeki “Âhengerân yani Demirci Şehri” başlığında yer alan “Âhengerân” kelimesi, Farsça birleşik isim olarak “Demirci” demektir. (Âhen+ger+ân=Demir+ci+ler) Çelebi, Demirci’yi anlatırken gününün entelektüel yapısı içinde bu kelimeyi kullanmıştır. İlgili haritalarda böyle bir isim söz konusu değildir. 
    *  *  *

    Temennimiz diğer benzer isimli yerleşimler içinde en öne çıkan, bir isim olarak demircilerin en büyük yerleşimi olan Manisa iline bağlı DEMİRCİ’nin gerçek kimlik bilgileri, vizyon ve misyonuyla hak ettiği noktayı yakalamasıdır.

    Meraklısına kaynakça :
    Başbakanlık Osmanlı Arşivi, “1531 tarihli Saruhan Sancağı tapu defterindeki “cemaat-i Temürcüler” oymağı”, TD 165, s.368.
    Eravcı Mustafa, “Saruhanoğulları’nın Demirci kolu,”, Afyon. Kocatepe Üniversitesi, Sosyal Bilgiler Dergisi, 2004.
    Eravcı H Mustafa -Korkmaz Mustafa; Saruhanoğulları ve Osmanlı Klasik Döneminde Manisa’da Yaşa-yan İzleri, Manisa, 1999.
    Evliya Çelebi Seyahatname, Hazırlayan: Seyit Ali Kahraman, 9. Kitap C. 1., Y.K.Y Yayınları 2022. 
    Kaşgarlı Mahmut, Divân-ı Lugâti’t-Türk Dizini, Hazırlayan: Türk Dil Kurumu, III, 2019.
    Ögel, Bahaeddin, Türk Mitolojisi, TTK Yayınları, Ankara 1989. 
    TK, KKA, TD 115 s. 249-267 (Tahrir Defterleri)
    Umar Bilge, Türkiye’deki Tarihsel Adlar, İnkılâp Kitabevi, İstanbul-1993.
    Yağcı Mehmet, Türk kültüründe demir ve demircilik (VI-XII. Yüzyıllar), Afyon Kocatepe Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2015.

 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —