Menü Halıkent Bölge Gazetesi
Emrah GENÇER  Demirci Vaizi/ Demirci İlçe Müftülüğü

Emrah GENÇER Demirci Vaizi/ Demirci İlçe Müftülüğü

Tarih: 24.06.2026 13:34

Aşûre Günü : Geçmişten Geleceğe Uzanan Bir Hatırlayış

Facebook Twitter Linked-in

    Muharrem ayı, Müslümanların gönül dünyasında müstesna bir yere sahiptir. Bu ayın içinde yer alan Aşûre günü ise tarih boyunca pek çok önemli hatıranın ve ilahî lütfun sembolü olarak kabul edilmiştir. Sevgili Peygamberimiz (s.a.s.) Muharrem ayının faziletine dikkat çekmiş ve şöyle buyurmuştur: “Ramazan orucundan sonra en faziletli oruç Allah’ın ayı olan Muharrem ayında tutulan oruçtur.” (1)

    Bu yıl 25 Haziran 2026 Perşembe günü idrak edeceğimiz Aşûre günü, bizlere bir kez daha Muharrem ayının manevi iklimini yaşama fırsatı sunmaktadır. Bu mübarek gün; oruçla, dua ile, tefekkürle ve paylaşmayla Rabbimize yakınlaşmak için önemli bir vesiledir. Bu hadis-i şerif, bizlere Muharrem ayının sıradan bir zaman dilimi olmadığını hatırlatmaktadır. Mümin için bazı günler vardır ki insanı durup düşün-meye, geçmişini muhasebe etmeye ve Rabbine daha güçlü yönelmeye davet eder. Aşûre günü de işte böyle günlerden biridir.

    İslam kültüründe Aşûre günü denildiğinde akla ilk olarak aşure gelir. Farklı malzemelerin aynı kazanda kaynayarak güzel bir tada dönüşmesi, aslında toplum hayatına dair önemli bir mesaj taşımaktadır. İnsanlar da tıpkı aşureyi oluşturan malzemeler gibi farklı özelliklere, farklı kabiliyetlere ve farklı hayat hikâyelerine sahiptir. Ancak aynı değerler etrafında birleşebildiklerinde ortaya güçlü ve huzurlu bir toplum çıkar.

    Aşûre günü, tarih boyunca Allah’ın yardımının ve rahmetinin tecelli ettiği olaylarla da hatırlanmıştır. Rivayetlerde Hz. Nuh’un gemisinin tufandan sonra selamete ulaşması, Hz. Musa’nın Firavun’un zulmünden kurtarılması gibi hadiselerin bu günle ilişkilendirildiği görülür. Bu hatıraların ortak noktası şudur: Zorluk ne kadar büyük olursa olsun Allah’ın yardımı ondan daha büyüktür. Umudunu kaybetmeyenler, sabırla ve teslimiyetle hareket edenler sonunda ilahî rahmete kavuşurlar. Belki de Aşûre gününün bize verdiği en önemli derslerden biri budur. İnsan hayatında sıkıntılar, imtihanlar ve çıkmazlar olabilir. Bazen aile içinde, bazen iş hayatında, bazen de toplum olarak zor dönemlerden geçebiliriz. Ancak mümin, umudunu kaybetmez. Çünkü bilir ki gecenin en karanlık anı, sabaha en yakın andır.
Muharrem ayı aynı zamanda Kerbelâ hadisesinin yaşandığı ay olması sebebiyle gönüllerimizde ayrı bir hüzün de taşır. Hz. Hüseyin Efendimiz ve beraberindeki müminlerin uğradığı zulüm, asırlardır bütün Müslümanların ortak acısı olmuştur. Oradan alınacak en büyük ders, kardeşliğimizi korumak ve ayrılığın ümmete nasıl ağır bedeller ödetebileceğini unutmamaktır. Nitekim Yüce Rabbimiz şöyle buyurmaktadır: “Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra parçalanıp ayrılığa düşenler gibi olmayın.” (2)

    Bugün Aşûre gününü idrak ederken sadece geçmişte yaşananları hatırlamakla yetinmemeliyiz. Bu günün bizden ne istediğini de düşünmeliyiz. Kırılan gönülleri onarmayı, akrabalık bağlarını güçlendirmeyi, ihtiyaç sahiplerini gözetmeyi, paylaşmayı ve kardeşliğimizi pekiştirmeyi yeniden hatırlamalıyız. Çünkü dinimiz, hatıraları yaşatırken aynı zamanda onları hayata dönüştürmeyi de öğütler. Belki de bir kâse aşurenin bize anlattığı en büyük hakikat budur: Farklılıklarımız bizi ayırmak için değil, birbirimizi tamamlamak içindir. Aynı vatanda yaşayan, aynı ezana kulak veren, aynı kıbleye yönelen insanlar olarak birlik ve beraberliğimizi korumak hepimizin ortak sorumluluğudur.

    Muharrem ayının ve Aşûre gününün gönüllerimize bereket, hanelerimize huzur, milletimize birlik ve beraberlik getirmesini Yüce Rabbimizden niyaz ediyorum.

    Kaynakça:
    (1) Müslim, Sıyâm, 202. 
    (2) Âl-i İmrân, 3/105.

 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —