Emrah GENÇER Demirci Vaizi/ Demirci İlçe Müftülüğü


Peygamberimiz’in Merhamet Mektebi


    İnsanlık tarihi boyunca toplumları ayakta tutan en önemli unsur eğitim ol-muştur. Ancak eğitim denildiğinde sadece bilgi aktarmak anlaşılmamalıdır. Gerçek eğitim; insanı insan yapan değerleri kazandıran, aklı ilimle, kalbi ise merhametle besleyen bir süreçtir. Bugün dünyamızda bilgiye ulaşmak hiç olmadığı kadar kolaydır. Buna rağmen şiddetin, bencilliğin, tahammülsüzlüğün ve yalnızlığın artması, bize önemli bir gerçeği göstermektedir: İnsanlığın sorunu bilgi eksikliğinden çok değer eksikliğidir. İşte bu noktada Peygamber Efendimiz (s.a.s.)’in eğitim anlayışı bütün insanlık için güçlü bir rehber olarak karşımızda durmaktadır. O, insanları eğitmeye kalplerden başlamış, merhameti eğitimin merkezine yerleştirmiştir. İnsanları zorlayarak değil sevdirerek, kırarak değil kazanarak yetiştirmiştir. Çünkü kalbe ulaşmayan bilginin davranışa dönüşmeyeceğini çok iyi biliyordu.

    Yüce Rabbimiz şöyle buyurmaktadır: “Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle davet et.” (1) Bu ayet, yalnızca tebliğin değil aynı zamanda eğitimin de temel prensibini ortaya koymaktadır. Hikmet ve güzel öğüt... İnsanları aşağılamadan, ötekileştirmeden, onları anlayarak ve gönüllerine dokunarak yetiştirmek. Bugün aile içinde, okulda, iş hayatında ve toplumun her alanında en çok ihtiyaç duyduğumuz yaklaşım da budur.

    Peygamber Efendimiz (s.a.s.) ’ in hayatına baktığımızda bunun sayısız örneğini görürüz. Bir gün mescitte uygun olmayan bir davranışta bulunan bedevî bir sahabiye bazı insanlar sert tepki göstermek istemişti. Ancak Allah Resûlü (s.a.s.) onları durdurmuş, meseleyi büyütmeden, incitmeden ve aşağılamadan çözmüştü. Daha sonra o kişiye güzel bir üslupla mescidin saygınlığını anlatmıştı. Sonuçta o kişi kırılmamış, aksine İslam’a ve Peygamberimize daha fazla bağlanmıştı. Bu olay bize insanların çoğu zaman sertlikle değil, merhametle kazanıldığını göstermektedir.

    Nitekim Efendimiz (s.a.s.) şöyle buyurmuştur: “İnsanların en hayırlısı, insanlara faydalı olandır.” (2) Bu hadis-i şerif, eğitimin nihai hedefini de ortaya koymaktadır. Bilgili insan yetiştirmek önemlidir; fakat daha önemlisi faydalı insan yetiştirmektir. İnsanlara zarar vermeyen, aksine bulunduğu yere değer katan, ailesine, komşusuna, ülkesine ve insanlığa katkı sunan bireyler yetiştirebilmektir. Bugün anne - babaların, öğretmenlerin, din görevlilerinin ve toplumun her ferdinin üzerinde düşünmesi gereken önemli bir husus vardır: Çocuklarımıza ve gençlerimize ne kadar bilgi verdiğimiz kadar, hangi değerleri kazandırdığımız da önemlidir. Bir gencin yüksek makam sahibi olması güzel bir başarıdır; fakat merhametten, dürüstlükten ve vicdandan uzak bir hayat sürmesi hem kendisi hem de toplum için büyük bir kayıptır.

    Aslında tarihimize baktığımızda milletimizi güçlü kılan şey yalnızca ilim ve teknik başarılar değildir. Bizi ayakta tutan asıl unsur; ilmi ahlakla, gücü adaletle ve bilgiyi merhametle birleştiren medeniyet anlayışımızdır. Ecdadımızın kurduğu vakıflar, kimsesizlere açılan aşevleri, yolcular için yapılan hanlar ve hayvanlar için inşa edilen barınaklar, bu merhamet eğitiminin toplum hayatına nasıl yansıdığının canlı örnekleridir.
Bugün de geleceğimizi korumanın yolu, çocuklarımızın ve gençlerimizin kalplerine merhameti yerleştirmekten geçmektedir. Çünkü merhametini kaybeden insan, vicdanını da kaybetmeye başlar. Vicdanın zayıfladığı yerde ise huzur, güven ve kardeşlik uzun süre yaşayamaz. Peygamber Efendimiz (s.a.s.)’in kurduğu merhamet mektebi, asırlar geçse de insanlığa yol göstermeye devam etmektedir. Ailelerimizde, okullarımızda, camilerimizde ve sosyal hayatımızda onun örnekliğini yaşatabildiğimiz ölçüde daha huzurlu bir toplum inşa edebiliriz. Zira insanlığı kurtaracak olan şey, yalnızca daha fazla bilgi değil; bilgiyi hikmetle, ahlakla ve merhametle buluşturan bir eğitim anlayışıdır.

    Rabbimiz bizleri, Peygamber Efendimiz (s.a.s.)’in merhamet, hikmet ve güzel ahlak yolundan ayırmasın.

Kaynakça: 
(1) Nahl, 16/125. 
(2) Kudâî, Müsnedü’ş-Şihâb, I, 365.
 

YAZARLAR