NİYAZİ UYAR

NİYAZİ UYAR


İYİLER ÖLMESİN


 

Az önce Naim arkadaşımı arayıp taziyede bulundum. Naim’in "kardeşten öte bir dostumdu" dediği Hakkı Öğretmen bu dünyaya elveda demiş. Naim, “Aynı mahallede ne güzel günlerimiz geçti onunla, şimdi oralarda onsuz ne yaparım bilmiyorum,” deyince yüreğim acıdı.
Ne acı bir şey değil mi? Ölüm denilen hakikat ne kadar acımasız, ne kadar vicdansız; insan bir varmış bir yokmuş oluyor. Ölüm denilen hakikat insanı mahzun, boynu bükük bırakıyor. İnsanoğlu her daim onun karşısında çaresiz kalıyor. Sevgili doktorlarımız sadece onu geciktiriyor, o kadar.
Bu hakikat bile insanoğlunun doymak bilmez hırsını gemleyemiyor. Ölüme çare bulunsa kim bilir daha ne kadar cani olur, gözlerini para hırsı bürümüş olanlar? İnanın sözcük bulamıyorum. Bu ölümlü dünyada bile en aşağılık davranışları sergilemekten çekinmiyorlar. Doğamızı, havamızı, suyumuzu, yaşamak için lazım gelen her şeyi yok ediyorlar. Sadece azıcık dikkatli gözlerle çevrenize bakın, göreceksiniz. 
Ölüm denilen gerçekliği insan sevdiklerine yakıştıramıyor. Ne der bazıları; doğum sabahsa, ölüm de akşamdır, yani bitiştir. Önce var oluyorsun, sonra yok oluyorsun. Doğum mutluluk verir, mutluluktan göbek attırır; ölüm ise acı verir, ağlatır. Ona karşı yapacağın bir şey yoktur, teslim olursun. Ölüm, bir ömrün bitmesidir, yaşamın nihayete ermesidir. İnsan sevdiklerine ölümü konduramıyor; konduramamakla kalmıyor, isyankâr oluyor.
İki ölüm beni isyankâr etti: 1993 yılında abim Gara Seyyah’ı daha kırk beş yaşında iken elim bir trafik kazası sonucu kaybedince aylarca kendime gelemedim. Sonra, 24 Ocak 1993'te oğlumun ad kahramanı Uğur Mumcu’nun katledilmesi…
İlahi adaletin temsilcisi, ilahi adaletin icabı olarak kötüleri alsa mesela bu dünyadan, dünya daha yaşanılır olmaz mı? Gazze’de İsrail’in Filistin halkını insanlık aleminin gözü önünde çoluk çocuk demeden katletmesi nasıl içimi acıtıyor bir bilseniz; tarifi imkânsız. İnsanlık bu katliama neden dur demez? Dünyaya yön verenler perde önünde tepişir, kavgalı görünürken; perde gerisinde al takke ver külah, ballım gülüm dünya nimetlerini paylaşmakla meşguldür. Tiyatro oynuyorlar, içlerinden de nasıl gülüyorlardır kim bilir? Onların Filistin halkının acısıyla alakadar oldukları yok zaten, umurlarında bile değil; onlar kendi çıkarlarına bakmakta, hizmet ettikleri holdingleriyle ilgilenmekte. Çünkü ipler onların elinde.
Bir şeyler yazmaya başlamadan YouTube’dan müzik dinlerim. Karahallı’nın bir köyünün kadınları ne de güzel oynuyor İslamoğlu Zeybeğini, seyrine doyum olmuyor. Bilgisayarımın ekranını tam ekran yapıp izlemeye başladım. Ne de güzel zeybek oynuyor Anadolu’nun özgür ruhlu kadınları! Bu özgür ruhlu kadınları birey katarına çıkaran Cumhuriyet'tir. Şimdi bu Cumhuriyet kadınlarına ölüm yakışır mı? Şu pembe bluzlu, saçlarını at kuyruğu yapan kadının asaletine bakın; hele şu siyah elbiseli, gözlüklü naif kadına… Ya gençlerle genç olan başı tülbentli anneye, elinde yüreğinde Anadolu dolu Anadolu kadınına… Ya beyaz pantolon, çağla yeşili bluzlu güzel kadına hiç yakışır mı ölüm?
İyiliğiyle, güzelliğiyle kuşanıp gelen, at arabasının üstündeki kâğıt toplayan kadına; "Ben bugüne kadar böyle güzel bir kadın görmedim," dediğim o çingeneye hiç ölüm yakışır mı?
Sakın… Sakın, ilahi adaletin sahibi, evlat acısı gösterme! Sakın bütün çocukların gün güneş görmeden çocuk ölümlerine izin verme!
Otman Bey’in at oynattığı diyarların Şiir Sesl’sine, "Seninle teneffüslerde de dolaşalım," diyen dost yüzlüye; hele hele çocuklara, çocuklara, gençlere hiç yakışır mı ölüm? O kadar çok yapacağı şey varken; erken, hem de çok erken, bizi kulluktan çıkaran, işgal kuvvetlerini yurttan kovan, daha 57 yaşında olan Aziz Atatürk’e hiç yakıştı mı ölüm?

Ölüm denilen hakikat hakça olacaksa eğer, iyilere değil kötülere olsun. Onlar terk-i diyar etsinler ki havamızı, suyumuzu boşuna tüketmesinler. Ölüm denilen hakikat olacaksa eğer, iyilere olmasın; Trumpgillere, Putingillere olsun.

İlahi adaletin temsilcisi; sakın çocuklar ölmesin, sabi sübyan ölmesin. Evlatlarımızın acısını görmeyelim ne olur, torunlarımın acısını görmeyelim. Dünyanın neresinde olursa ol-sun, ölüm hoş gelmiş safa gelmiş; onlar yerine ben ölem!

        Mayıs 2024 / Salihli

YAZARLAR