Dr. Öğretim Üyesi İsmail Taşlı (Emekli)


DEĞERLER ÜZERİNE 17


Kişilik Mizaç Karakter

Kişilik bir kimsenin kendine göre bir ayrılığı olması durumudur. Kişilik, doğuştan gelen kalıtım ve beden yapısı gibi hazırlıklarla çevre ve eğitim gibi sonradan edinilen etkilerin bir bütünüdür.

    Mizaç, İnsanın doğuştan gelen ve ruh özelliklerinin bütünüdür. Huy, yaradılış, tabiat, fıtrat gibi kavramlarla da ifade edilir. Kişinin elinde olmayan tarafıdır.

    Karakter, kişiliğin başkaları tarafından, ahlaki sosyal, etik veya moral ölçütlerle ilgili olarak değerlendirilen görünüşleri anlamına gelir.
    
    Karakter, küçük yaşlardan itibaren içinde yaşanan toplumun değer yargılarının benimsenmesi ile şekillenir. İnsan, değer yargılarını aynen alıp belli durumlarda taklit etmez. Benimsediği, kendisi ile bütünleştirdiği değerleri ilgili durumlarla karşılaştıkça kendine özgü biçimde uygular. Bu tür davranışlarda ve karakter özellikleri arasında tutarlılık vardır. Örneğin insan, hem dürüst, hem yalancı olamaz.

    Sonuç olarak fıtratı özelliklerimiz ile örgün ve yaygın yollarla elde ettiğimiz yaşantı örneklerimiz kişiliğimizi oluşturur. ( Mizaç + Karakter = Kişilik )

    Benimsenen değerlerle davranışlar arasında uygunluk varsa kişi karakter sahibidir. Halk arasında “özü sözü bir”, “sözü sazına uygun”, “sözünün eri” gibi deyimler, karakter sahibi insanın özellikleridir.

    Benimsenen değerlerle davranışlar arasında uyumsuzluğun olması, karaktersizliğinin göstergesidir. Bu tür insanların davranışlarında tutarlılık yoktur. Halk arasında da “bir sözü bir sözünü tutmaz”, “ipiyle kuyuya inilmez” gibi deyimler, “yalancı” , “sahtekâr” , “ikiyüzlü” gibi terimler, bu tür insanlara duyulan güvensizliği belirtir.

    Toplumların kişileri değerlendirme biçimleri, kültürel değerlerin ve ahlaki normların yansımasıdır. Karakter kavramı, kişinin benimsediği değerlerle davranışları arasındaki uyumun göstergesi olarak karşımıza çıkar. Halk arasında kullanılan deyimler, bu uyumun varlığını veya yokluğunu işaret eden güçlü kültürel sembollerdir.

    Sonuçta karakter sahibi olmak, bireyin içsel değerleri ile toplumsal normlar arasında kurduğu uyumun göstergesi olarak karşımıza çıkar. Bu uyum, kişinin hem kendisine hem de çevresine güven vermesini sağlar. Sosyolojik açıdan güven, toplumsal ilişkilerin sürdürülebilirliği için temel bir unsurdur. Güvenin kaybolması, kişinin sosyal sermayesini zayıflatır ve toplumla olan bağlarını koparır.  

TOPLUMSAL DEĞER- LERLE UYUMLU DAVRANIŞ SERGİLEYEN KİŞİ, İÇSEL TUTARLILIĞA SAHİP OLUR VE BU DURUM ÖZSAYGIYI GÜÇLENDİRİR.
 

YAZARLAR