Emrah GENÇER  Demirci Vaizi/ Demirci İlçe Müftülüğü

Emrah GENÇER Demirci Vaizi/ Demirci İlçe Müftülüğü


Anne Babaya Vefa: Yaşlılığa Merhamet



Anne baba olmak, insan hayatının en büyük sorumluluklarından biridir. Bir çocuğun dünyaya gelmesiyle birlikte başlayan fedakârlık, yıllar boyunca farklı şekillerde devam eder. Uykusuz geceler, hastalıklar karşısında duyulan endişeler, eğitim için harcanan emekler ve evladın geleceği adına yapılan nice fedakârlık... Anne babalar çoğu zaman kendi ihtiyaçlarını geri plana atarak çocuklarının hayatını kolaylaştırmaya çalışırlar.

Çocuklar büyür, kendi hayatlarını kurar, yeni sorumluluklar üstlenir. Bir zamanlar kendilerine muhtaç olan çocuklar artık başkalarının sorumluluğunu taşımaya başlar. Fakat hayatın bu değişen şartları içinde unutulmaması gereken bir gerçek vardır: Anne babanın evladına duyduğu ihtiyaç, çocukluk yıllarıyla birlikte sona ermez. Bazen bu ihtiyaç maddi bir destek, bazen bir ziyaret, bazen de yalnızca içtenlikle sorulmuş bir hâl hatırdan ibarettir.

Yaşlılık, insanın hayattan elini çektiği bir dönem değil; ilgiye, anlayışa ve yakınlığa daha fazla ihtiyaç duyabildiği bir hayat evresidir. Gençlik döneminde güçlü ve kendi ayakları üzerinde duran anne babalar, yıllar geçtikçe fiziksel güçlerini kaybedebilir, sağlık sorunları yaşayabilir veya kendilerini yalnız hissedebilirler. Bu değişim, evlatların hayatında da bir sorumluluk alanı oluşturur. Çünkü bir zamanlar bizim için fedakârlık yapanların, bugün bizim ilgimize ihtiyaç duyması hayatın doğal akışıdır.

Kur’an-ı Kerim, anne babaya karşı davranışlarımızı anlatırken özellikle onların yaşlılık dönemine dikkat çeker: “Rabbin, kendisinden başkasına asla ibadet etmemenizi ve ana babaya iyi davranmanızı kesin olarak emretti. Eğer onlardan biri veya her ikisi senin yanında ihtiyarlık çağına ulaşırsa sakın onlara ‘Öf!’ bile deme; onları azarlama; onlara tatlı ve güzel söz söyle.” (1)

Bu ayet, anne babaya karşı sorumluluğun yalnızca maddi ihtiyaçları karşılamak olmadığını gösterir. İnsan, yaşlı anne babasına bakarken onların onurunu, duygularını ve kişiliklerini de gözetmelidir. Bir ihtiyacı defalarca dile getirmeleri, aynı konuyu tekrar tekrar anlatmaları veya günlük işlerde daha fazla desteğe ihtiyaç duymaları, onlara karşı sabırsız ve kırıcı davranmayı haklı çıkarmaz. Anne babaya gösterilen iyilik, hizmetin yanında üslupta ve davranışlarda da kendisini göstermelidir.

Bugünün yoğun çalışma hayatı, şehirlerarası mesafeler ve ailelerin değişen yaşam koşulları, anne babalarla evlatları arasındaki ilişkiyi zaman zaman zorlaştırabiliyor. Herkesin kendi imkânları, sorumlulukları ve hayat şartları farklıdır. Ancak mesafelerin veya yoğunluğun, iletişimin tamamen kopmasına dönüşmemesi önemlidir. Bazen kısa bir telefon görüşmesi, birlikte geçirilen bir akşam veya ihtiyaç duyduklarında yanlarında bulunmak, anne babalar için büyük bir anlam taşıyabilir.

Peygamber Efendimiz (s.a.s.), anne babanın evlat için taşıdığı değeri şöyle ifade etmiştir: “Anne-baba, kişinin cennete girmesine vesile olacak kapılardan birisidir. Bu kapıdan girme fırsatını kaybetmek ya da değerlendirmek artık senin arzuna kalmıştır.” (2)

Anne babaya iyilik, geçmişte gördüğümüz fedakârlıkları hatırlamanın ötesinde, bugün onların hayatına değer katabilmektir. 
Hayatta olan anne babalarımızın hâlini sormak, ihtiyaçlarını gözetmek ve gönüllerini incitmemeye özen göstermek; vefanın gündelik hayattaki karşılıklarıdır. Onların yaşlılığı, evlatlık bağının zayıfladığı değil, farklı bir sorumlulukla devam ettiği bir dönemdir.

Bir insanın anne babasına göstereceği ilgi, yalnızca kendi ailesini değil, içinde yaşadığı toplumu da etkiler. Yaşlıların saygı gördüğü, aile bağlarının korunduğu ve kuşaklar arasındaki iletişimin sürdürüldüğü bir toplumda insanlar kendilerini daha güvende hissederler. Anne babaya vefa, bu bakımdan kişisel bir sorumluluk olmanın yanında insani ve toplumsal bir değerdir.

Anne babaya duyulan saygı ve sevgi, insanın hayatında yalnızca geçmişe ait bir borcun ifadesi değildir. Bugün gösterilen ilgi, yarın hatırlanacak bir iyilik; bugün söylenen güzel bir söz, yıllar sonra gönülde kalacak bir hatıradır. Anne babalarımızın hayatta olduğu günlerin kıymetini bilmek, onların varlığını alışılmış bir durum olarak görmemek ve ihtiyaç duyduklarında yanlarında olabilmek, vefanın en anlamlı biçimlerindendir.

Kaynakça: 
(1) İsrâ Suresi, 17/23. 
(2) Tirmizî, Birr, 3.
 

YAZARLAR