Mustafa KAYA


VEFA DUYGUSUNA DEVAMLA…


               İyi hasletlerin iyiliği sarsa etrafımızı keşke! İyilik ve güzellik ne kadar göreceli olursa olsun, tüm dünyanın ortaklaşa kabul ettiği kadarı ile iyilik olsa ve tüm dünyayı buna zorlasak yeter bize. Düşünsenize en başta barış bir iyilik olarak tüm dünyada mutlak zorunluluk olsa birçok kötülükten kurtulmuş oluruz. Dünya dilleri, insanlığın hamurunda yoğrulmuş iyi özelliklere ne ad verirler ise versinler, bu haslete sahip insan, iyi insandır. Milleti, milliyeti İngiliz olmuş, Fransız olmuş, Hindi olmuş, Acem olmuş ne fark eder? Keşke sanal dünya kadar ve ulaşım araçlarının ulaşımda sağladığı kolaylık kadar iyilik ve güzellikler sarsa dünyayı…

 

               Bir önceki yazımda en temelde olmasa da insanda olması gereken önemli özelliklerden bir tanesinden bahsetmiştik. Rastgele seçtiğim birkaç veciz sözle konunun anlaşılmasını ve konudan ibret alınmasının gerekliliğini vurgularken “kendisini sigortalatsın!” diye de farkındalık oluşturmaya çalışmıştım. Buraya da eskilerin deyimi ile izahatta bulunur, sözümüzde durmuş oluruz.

 

               Vefa göstermeyen kişi veya grupların kendilerine vefa gösterilmesini isteyecekleri duruma düşmelerinin bu dünyada mutlaka gerçekleşeceğine dair inancım var benim. Onun için vefa gösterme noktasında veciz sözlere bile ihtiyaç duymadan, insanlık gereği olarak, hepimizin hassas olması gerektiğini aklıselim ile düşünen milyarlarca insandan biriyim ben. Bu arada gözlemlerime göre; vefa göstermeyen insanlar güçlü zamanlarında-bedenen ve ruhen hiçbir şeye ihtiyaç duymadıkları zamanlarda-kendilerini rahat hissettikleri için vefaya gerek duymuyor olduklarına dair de tespitim var benim. Hâlbuki insan, Allah’ın takdiri ol şeydir ki; hayatının bir bölümünde mutlaka zayıflığa, acizliğe, yardıma muhtaç hale geliyor. Bu durumu sadece maddi veya bedenen gerçekleşecek bir hal olarak görmeyin lütfen! Bu durumun psikolojik olarak bir verem gibi insanı etkileyeceğini unutmayalım! İşte o cümleden kastım; o güçlü durumdayken vefa göstermeyenlerin, güçlülük pozisyonlarını sigortalatmasını, yani bu şekilde ömürlerini her nasıl mümkün olacaksa  tamamlayacaklarını garanti altına almaları gerekmektedir tezimden ileri geliyor.

               

               Vefanın sözde durmak, sözünü gerçekleştirmek için ne lazımsa onu yapmak anlamı olduğunu da söylemiş adını da ahde vefa diye belirt miştik. Büyük bir erdem olan bu özelliğin toplumumuzda büyük oranda yerine getirilmediğini herkes tespit etmektedir. Bu halin dahi son çeyrek asırda bir sorun teşkil etmemeye başlaması “nereye gidiyoruz?” sorusunun temelini oluşturmuyor mu? Özellikle insanların geleceğini ilgilendiren konularda söz verip sözünde durmamak veya yalan yere söz vermek, o insanların, hayalleri ile oynamak ve geleceklerini karartmak olarak nitelendirilmeli değil midir? 

 

               Her ne şartla olur ise olsun ahde vefa da, dostluğa, arkadaşlığa, hakkı geçmişliğe ve analığa / babalığa vefa da insan bedenindeki bir uzuv kadar insan haysiyet ve onurunun bir parçası olmalı değil midir? İnsanı mütemmim (tamamlanmış) ve mükemmele ulaşmış bir varlık olarak hayal etmenin yapı taşlarından biri olarak huyumuza ve karakterimize “vefa” özelliğini yerleştirmeli ve bundan taviz vermemeliyiz. Sahi kız istenirken ve damat tercih edilirken ne diye soruyorduk: “zengin mi? Boylu, poslu mu? Babası anası maddi durum olarak iyi mi? vb.” Diye soruyorduk değil mi?

 

               Sonuç olarak; ne zaman ki, insanda iyi özellik aramak, fiziğini ve maddi durumunu beğenmekten öne geçti; o zaman toplum olarak - erdemli toplum- olmak hususunda diğer toplumların önüne geçtik demektir. 

               Hadi kalın sağlıcakla. 

YAZARLAR