
Sevgili okurlarım,
Günümüz insanının iki farklı dünyası bulunmaktadır.
Fiziksel ve biyolojik olarak yaşanan sosyal hayattan başka, ayrıca bağımlı olduğumuz Siber Dünya.
İnternet sayesinde mesafe kavramı bulunmayan, coğrafik sınırların hükmünün bulunmadığı bu sanal dünyaya ışınlanıyoruz ve bu dünyanın nüfusu hızla artıyor.
Çünkü gerçek hayattaki bir çok işlevi bu dünyada, daha rahat ve kolay gerçekleştirebiliyoruz. Bu dünya bizi kendine doğru çekiyor. Her birimizin nedenleri farklı olabilir. Bazılarımızın sosyalleşecek arkadaşı yoktur fakat bu dünyadaki insanlarla sohbet etmekten hoşlanır. Bir kısmımızı video oyunları veya forum sayfaları meşgul eder. Velhasılı bu dünyadaki sınırsız imkanlar; bilgiye kolay erişim, mekansızlık ve zamanın akışkanlığı nedeniyle bu dünyanın çekim gücüne karşı koyamıyoruz.
İtiraf etmek gerekirse, bu çekimin gücüne karşı koymak hem bizleri yoruyor hem de gerçek hayatımızı yavanlaştırıyor gibi… Biyolojik hayatımızı sürdürdüğümüz dünyadan farklı ve daha çekici bir dünya olduğu kesin. Bunun somut göstergesi ise siber dünyaya geçişi sağlayan araçlara sahip olma arzumuzun önlenemez artışı.
Gartner Bilgi Teknolojileri Araştırma ve Bilgi Danışmanlık Şirketi’nin raporuna göre; 2015 yılında 1.423.900.000 akıllı cep telefonu satılmış iken, bu sayı 2016 yılında %5 artarak 1.495.358.000 olmuş.
Raporda; akıllı telefonların işletim sistemlerinde Android ve İOS’un 2016 yılında açık ara önde yer aldığı, bu iki işletim sisteminin toplamının pazar payının Android %81,7 İOS’un ise %17.9 olmak üzere toplamda %96.6 olduğu, kalan kusuratı ise Windows’un pazar payının oluşturduğu ifade ediliyor.
Siber dünyanın oluşumu milyarlarca yıl sürmedi. Çok yeni…
Bu dünyanın üyesi olmak için bir kimlik kartına ihtiyaç yok.
Ülkeler arasında dolaşmak için vizeye veya pasaporta da ihtiyaç yok.
Tek bir şeye ihtiyaç var.
İnternete…
Sadece internete…
Uluslararası ağa bağlanabiliyorsanız işlem tamamdır…
Peki.. Bu dünyada ne kadar insan varlığını sürdürüyor dersiniz?
We Are Social isimli global alanda faaliyet gösteren dijital pazarlama ajansı’nın yayınladığı Digital İn 2017 raporuna göre;
7.476 milyar olan dünya nüfusunun 3.773 milyarı internete bağlanıyor. Nüfusa göre oranı %50
Nüfusun 2.789 milyarı sosyal medyayı aktif kullanıyor.
Nüfusa göre oranı %37
Mobil cihaz kullanıcı sayısı 4.917 milyar.
Nüfusa göre oranı %66
Mobil cihaz üzerinden sosyal medyayı kullananların sayısı ise, 2.549 milyar.
Nüfusa göre oranı %34
Yani ;
- Artık dünyanın yarısından fazlası bir akıllı telefon kullanıyor.
- Dünya nüfusunun neredeyse üçte ikisinin artık bir cep telefonu var.
- Dünyadaki web trafiğinin yarısından fazlası artık cep telefonlarında.
- Dünyadaki tüm mobil bağlantıların yarısından fazlası şu anda geniş bant.
- Dünya nüfusunun beşte birinden fazlası son 30 gün içinde çevrimiçi alışveriş yaptı.
Gelelim bize…
Bilgi Teknolojileri ve iletişim Kurumu’nun yayınladığı 2018 yılı 3. çeyrek raporuna göre;
Bu dönemde sabit telefon abone sayısı yaklaşık 11,5 milyonu, mobil abone sayısı ise 80,6 milyonu geçmiş. 2018 yılı üçüncü çeyrekte, 459 dakikalık ortalama aylık mobil kullanım süresi ile Türkiye, önceki dönemde olduğu gibi incelenebilen Avrupa ülkeleri arasında ilk sırada yer almış.
Genişbant verilerine bakıldığında, 13 milyonu sabit abone, 60,8 milyonu mobil abone olmak üzere toplam yaklaşık 73,8 milyon genişbant internet abone sayısına ulaşılmış ve internet abone sayısı bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla %8,5 artmış. En yüksek artış %41,5’lik bir oranla “Eve Kadar Fiber” abone sayısında…
Yani;
Ülkemizde elektronik haberleşme gelişimi hızla sürüyor, siber dünyaya doğru yol alan kalabalıklar artıyor, bu dünya içinde olanlar da bırakın oradan ayrılmayı, yerlerini daha da sağlamlaştırmak için azami çaba sarf ediyor…
Ayrıca bu durum, yeni teknolojilere ne kadar kolay uyum sağladığımızın, başka bir ifade ile de ne kadar iyi bir pazar olduğumuzun açık bir göstergesi…
Ne diyelim..
Hayırlısı…
Durum ortada…
Işığın cazibesinin yarattığı güç, bizi pervaneye döndürmüş…
Işığın etrafında gittikçe artan bir hızla dönüyoruz ve bizim gibi olanların sayısı sürekli artıyor…
Fakat bu durum, piyasa oyuncularının iştahını da o denli hızla kabartmakta…
Ve…
Kontrol edilemeyen iştah sınırları zorladıkça, kozanın kabuğu çatlıyor!..
Habersiz kalmayın sağlıcakla kalın.
*Tim Berners – Lee: 08 Haziran 1955 Londra doğumlu İngiliz Bilgisayar Bilimleri Profesorü.
1989 yılında CERN laboratuvarlarında HTML işaretleme dilini geliştirerek Dünya Çapında Ağ ( WWW ) olarak da tanımlanan bilgi paylaşım sistemini kurmuştur. Web’in babası olarak kabul edilir. İnsanlık kültürüne katkılarından ötürü kendisine, 2004 yılında İngiltere Kraliçesi tarafından SİR (sör) ünvanı verilmiştir.
NOT: Yazılarımı aynı zamanda aşağıya bağlantı adresini bırakacağım kişisel blogumda da görüntüleyebilirsiniz:
