Necmi ÜNLÜ


SANDALYEDE NAMAZ KILMAK


                Namaz, kulun Allah'a en çok yakınlık kazandığı bir ibadettir. Bu sebeple namazın terk edilmesine izin verilmemiş, ima ile de olsa mutlaka kılınması istenmiştir.

                Hz. Peygamber "Kim namazı kasten terk ederse Allah'ın himayesi ondan uzak olur." 1 buyurmuştur.

                Namaz ibadetinin rükünlerinin neler olduğu Kur'an ve Sünnette belirtilmiş ve nasıl uygulanacağı da bizzat Hz. Peygamber (s.a.v.) tarafından sözlü ve pratik olarak ortaya konulmuştur.

                Bu rükünler iftitah tekbiri, kıyam, kıraat, rükû, secde ve ka'de-i ahiredir. Yüce Allah şöyle buyurur: "Ey iman edenler, rüku edin, secde edin, rabbinize kulluk edin ve hayır işleyin ki kurtuluşa eresiniz."2

                Bu rükünlerden her hangi birinin mazeretsiz olarak terk edilmesi halinde namaz sahih olmaz. Mesela ayakta durmaya gücü yetenin oturarak namaz kılması asla caiz değildir.

                Bir hasta, gücüne göre namaz kılmakla yükümlüdür. Ayakta durmaya gücü yetmeyen veya ayakta durması iyileşmesinin uzamasına veya hastalığının artmasına sebep olacağı anlaşılan bir hasta oturarak namazını kılar. Oturmaya da gücü yetmezse, gücüne göre yan üzeri veya sırt üstü yatarak işaretle (ima ile) namazını kılar. Bu kolaylığın delili şu hadise dayanır:

                Basur hastalığı olan bir sahabenin namazı nasıl kılacağını sorması üzerine Allah Resulü (s.a) şöyle buyurmuştur: "Ayakta kıl, eğer buna gücün yetmezse oturarak, yine gücün yetmezse yaslanarak kıl. Eğer gücün yetmezse sırt üstü kıl. Allah kimseye gücünün yeteceğinden fazlasını yüklemez." 3

                Hz. Peygamber bir hastayı ziyaret edip, onu yastık üzerine namaz kılarken görünce, yastığı atıp şöyle buyurdu: "Gücün yetiyorsa yerde kıl, yetmiyorsa îmâ ile kıl. Secdede rükû'undan daha fazla eğil."4

          Son yıllarda camilerimize tabureler, sandalyeler ve koltuklar konulmaya başlandı. Bazı Camilerde sandalyelerde  oturarak namaz kılan gruplar oluşmaya başladı. Bazı camilerin de girişinde tabureler var. Camiye gelen tabureyi alıp içeri giriyor. Hâlbuki ne engelliler ne de yaşlılar için dinen böyle bir uygulamaya ihtiyaç yoktur. Hz. Peygamber döneminde engelli yok muydu? Yaşlı mevcut değil miydi? Elbette vardı. Doğuştan engelliler, savaş mağdurları, gaziler, ihtiyarlar ve sakatlar için, ne asr-ı saadette ne de sonraki halifeler ve mezhep imamları dönemlerinde böyle sandalyeli bir uygulamaya gidilmemiştir. Ayakta namaz kılamayanlar hep oturarak namazlarını kılmışlardır. Ancak tekerlekli sandalyesinde oturan felçli bir hastanın yardımcısı yoksa o, tekerlekli sandalyesinde namazlarını kılabilir. Camiye kadar gelen kimse yere de oturabilir. Secde edemiyorsa, ayaklarını kıbleye doğru uzatarak ima ile namazını kılar. Sağlık yönünden yere oturduğunda ameliyatına zarar gelecekse, bu kişiler mazur görülebilir.

                Konuyu ilgili 01.12.2010 Din İşleri Yüksek Kurulu kararıyla konuyu bitiriyorum: Namaz kılmak için camilerde sıralar halinde sabit oturakların yapılması cami doku ve kültürüyle bağdaşmamaktadır.

                Bu sebeple hastalık ve özürlülük gibi herhangi bir rahatsızlığı bulunan kimselerin, zorunlu olmadıkça namazlarını sandalyede değil, yere oturarak kılmaları uygundur.

 

                Dipnotlar:

                1- Ahmed b. Hanbel, Müsned, VI. 421

                2- Hac, 77

                3- Buharî, Tirmizî, Nesâî, Ebû Dâvûd

                4- Beyhakî

 

YAZARLAR