Uzman Dr. Umut OTLU


OTİZMİ FARKEDİN


               2 Nisan, Birleşmiş Milletler tarafından otizm konusunda farkındalık yaratmak ve otizm ile ilgili sorunlara çözüm bulmak amacıyla “Dünya Otizm Farkındalık Günü” olarak ilan edilmiştir.

               Otizm; üç yaşından önce başlayan, ömür boyu süren, sosyal etkileşime ve iletişime zarar veren, sınırlı ve tekrarlanan davranışlara yol açan, beynin gelişimini engelleyen yaygın gelişimsel bir bozukluktur. Otizm kelimesinin anlamı “kendine dönük’’ demektir. Otizmin nedeni henüz tam olarak bilinmemektedir. Genetik nedenler araştırılmaktadır ancak otizm tek bir nedene bağlı değildir. 

               Otizm birden çok etkenin bir araya gelmesiyle meydana gelen oldukça karmaşık bir durumdur. Erkeklerde kızlara oranla 4 kat daha fazla görülür. Fakat genelde kızlarda daha ağır seyreder. 

 

               Otizmin Belirtileri Nelerdir?

• Göz kontağı çok azdır ya da hiç yoktur. 

• Çevresine karşı ilgisizdir. Adıyla çağırılınca tepki vermez. 

• Aşırı hareketli ya da hareketsiz olabilir. 

• İnsanlarla fiziksel temastan, kucağa alınmaktan, öpülmekten, sarılmaktan pek hoşlanmaz. 

• Çoğunlukla insanları değil cansız varlıkları tercih eder. 

• Sosyal ve duygusal açıdan kendilerini izole eder. 

• Kalabalık ortamlardan pek hoşlanmaz. Yalnız kalmayı tercih eder.

• Hayali oyun oynamaz. Sürekli tek başına ve aynı oyunları oynamayı tercih eder. 

• İşaret etmez, ihtiyaçlarını yetişkinin elini kullanarak ifade eder.

• Konuşma birçoğunda gelişmemiştir. Gelişse bile bunu iletişim için kullanmaz. 

• Diğer çocuklarla iletişim kurmakta zorluk çeker. 

• Her şeyin aynı olmasını ister. Değişikliğe aşırı tepki verir. 

• Sebepsiz gülme, ağlama ve çığlıkları vardır. 

• Acıya ve tehlikeye karşı duyarsızdır. 

• Cevap vermek yerine, kendisine söyleneni tekrar eder. 

• Dönen nesne ilgi duyar; araba tekerleği, tencere kapağı, çamaşır makinesi, topaç gibi. 

• Nesne takıntıları vardır. Nesnelere gereksiz yere bağlanır. 

• İhtiyaçlarını belirtmekte zorluk çeker. 

• Tekrarlayan davranışları vardır: el çırpma, kuş gibi kanat çırpma, nesneleri çevirme, kendi etrafında dönme gibi… 

 

               Otizme Erken Tanı Nasıl Konur?

               Otizmin kesin tanısı için kullanılan belirli bir yöntem yoktur. Gözleme dayanarak ve aileden alınan bilgilere göre tanı konur. Otizmin anne karnındayken teşhisi mümkün değildir. Ayrıca belirtilerin tamamının bir çocukta görülmesi şart değildir. Belirtilerin bazıları zaman içinde kaybolup, bazıları da yine zaman içinde ortaya çıkabilir. Bu işaretlerden biri ya da birkaçının ortaya çıkması çocuğun çocuk psikiyatristi ve çocuk nörologu tarafından değerlendirilmesini gerektirir. 

               Sessiz, içine kapanık, nasılsa konuşur gibi bazı yanlış inanışlar ya da toplum tarafından damgalanma kaygıları otizmli çocukların tanı ve tedavisinde gecikmeye yol açabilmektedir. Unutulmamalıdır ki Otizm, ne kadar erken yaşta tanınır ve uygun bir şekilde yönlendirilirse, tedavisinde o kadar olumlu sonuçlar alınan bir bozukluktur. 

 

               Otizmin Tedavisi Var Mıdır?

               Tek tedavi “çocuğun ihtiyaçlarına göre planlanmış özel eğitim” dir. Özel eğitim çocuğun kendi doktoru, özel eğitimcisi, dil konuşma terapisti, çocuk gelişimi uzmanı, çocuk psikiyatrı ve çocuk nörologundan oluşan bir ekip çalışmasını gerektirir.

 

               Otizmli çocuklarda kullanılan ilaçlar otizmi değil; eşlik eden semptomları kontrol altına almaya ve tedavi etmeye yardımcıdır. Örneğin: hiperaktivite, epilepsi, kendine zarar verme, dikkat problemi, depresyon gibi. 

 

               Ailelerin Yaşadığı Süreçler Nelerdir?

               Aileler hem çocuklarının sorunlarıyla uğraşacak hem de toplumun kendilerinden beklediği diğer görevleri yerine getirecektir. Teşhis konulduktan sonra aile bu durumu kabullenme sürecinde bazı evreler yaşar. Bu evreler her aile ferdi için farklı uzunluk ve yoğunlukta yaşanır. Başlangıçta kuvvetli bir şok yaşanır. Bazıları bu gerçekten kaçar ve bu durumu inkar eder. Bu dönemde bir depresyon süreci yaşanabilir. Ebeveynler sıklıkla birbirini suçlar. Geçmişteki bir hataları yüzünden cezalandırıldıklarına inanabilir. 

Bu süreçleri yaşarken bu duyguların kaynağının engel durumu olduğunu anlamaları için rehberliğe ihtiyaç duyacaktır. Kabullenme ve uyum süreci; ailenin mevcut durumu sindirip şimdi ben ne yapabilirim dediği süreçtir. Bu süreçle birlikte harekete geçip çocukları ve kendileri için yapması gerekene yoğunlaşabilir.

YAZARLAR