Mehmet BOZKURT


MUMUN TİTREK ALEVİ

“Bilim gerçeklerden kuruludur, tıpkı evin tuğlalardan kurulu olması gibi. Ancak gerçeklerin toplanması bilim değildir. Tıpkı bir küme tuğlanın ev anlamına gelmemesi gibi.” Henri Poincaré*


10 Nisan 2019 tarihinde NASA, adını sıkça duyduğumuz bir kara deliğin gerçek bir görüntüsünü yayınladı. Görüntüsüne ilgiyle baktığımız kara delik, 55 milyon ışık yılı uzaklıktaki Messier 87 (M87) isimli gökadanın merkezinde bulunuyor. Bu deliklerden hiç bir kütle kaçamıyor. Işık dahil. Bu görüntüyü sağlayan da Olay Ufku Teleskobu. İngilizce adı The Event Horizon Telescope.

Bu olay, uzay alanındaki bilimin doğuş ve gelişme öyküsünün bugünkü son halkası. Ancak sonu değil. Bilimin doğuş ve gelişme öyküsü hiç bitmiyor. Bu öykü tüm bilim alanlarında yıllardır yazılıyor.

Taş ve kemiklerden silah, bitkilerden ilaç, ağır yükleri kaldırabilmek için makara ve tekerlek, tarım tekniklerini geliştirerek saban, çanak çömlek yapma, hayvanları yakalayıp sınıflandırma ve madenlerin eritilmesi, buhar gücünün keşfi ve günümüzde ise insanların diğer insanlarla bağdaştırdığı özellikleri taşıyan öğrenen ve sorun çözen yapay zekalı makinelerin bulunması. sorgulayan araştıran ve yaparak uygulayan insanoğlunun bilim öyküsü.

İnsan yüzlerini takip ederek göz teması kurabilen ve kişileri tanıyabilen,

Sesleri tanıyan, konuşmalar yapabilen ve ayaklarıyla yürüyebilen,

Karmaşık dahi olsa sorulan sorulara mantıklı ve hızlı yanıtlar verebilen hatta ropörtaj yapabilen,

İnsansı yetenekleri ile sinirli ve üzgün bir yüz ifadesi sergileyebilen, Kendine ait bir internet sitesi bulunan, (sophiabot.com)

Burada sayamacağım daha bir yığın özellikleri olan bir robottan bahsediyorum.

Hani bazen fazla tepkileri olmayan kişiler için ” Robot gibi adam” deriz ya!

Bu onların tam tersi,

Bu robota kendi adıyla sesleniliyor.  Çoğumuz adını biliyoruz zaten. Dünya biliyor.

Bahse konu robot vatandaşlık belgesi alan ilk robot.

Adı Sofia, kendisi Suudi Arabistan vatandaşı.

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’ın ev sahipliğini yaptığı “Yatırım Kongresi”nde ağırlanan Sofia, kendisine verilen vatandaşlık hakkı ile ilgili olara kürsüye çıkıyor ve kongreye katılanlara; “Bu eşsiz ayrıcalık için hem onur hem gurur duyuyorum. Dünyada vatandaş olarak tanınan ilk robot olmak harika bir şey.” diyerek teşekkür ediyor.

Merkezi Hong Kong’da olan  Hanson Robotics şirketi tarafından geliştirilen insansı robot Sofia, yapay zeka ile neler yapılabileceğinin ilk açık örneği olarak karşımıza çıkıyor ve 2015 yılının 19 Nisan tarihinden itibaren faaliyetlerini sürdürüyor.

Yukarıda verdiğim örnekler günümüzde bilimin geldiği noktayla ilgili ipuçları veriyor.

Kökleri ilkel toplumların yaşamına kadar uzanan bilim, sonuçta etten kemikten oluşan insan kafasının bir ürünü.

Yüz yıllar boyunca çeşitli medeniyetler elinde taşınan meşale, daha hızlı bir şekilde gelecek nesillere taşınıyor.

İlk insanın yaktığı mumun alevi titrese de sönmüyor. Yaydığı ışık medeniyetleri aydınlatmaya devam ediyor.

Günümüz insanlarına gerçek, kendini yalnız ilim yoluyla kabul ettirebilir.”

“İlim dünyayı değiştirmiştir, o insanlığın geçirdiği en büyük inkılâpların başlıca sebebidir.”

diyor Alexis Carrel.*

Immanuel Kant* ise; “Bilim organize edilmiş bilgi, bilgiler de organize edilmiş hayattır.” diye söylemiş.

Sigmund Freud*; “Hayır bilim bir hayal değildir; fakat onun bize vermediği şeyleri başka bir yerde bulacağımızı sanmak bir hayaldir.” diyerek bilimin hayal olmayıp gerçek olduğunu ifade ediyor.

Zaten bugün gerçekleşenleri dün hayal bile edemiyorduk!

Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk‘e göre gafletten uyandıran ve doğru yolu gösteren en gerçek şey ilim. Hepsini dört kelimelik sözüyle özetlemiş.” En hakiki mürşit ilimdir.”

Hz. Ali  gerçek yetimin tarifini yapmış; “Asıl yetimler anadan babadan değil, ilim ve ahlaktan yoksun olanlardır.”

Hacı Bektaş-ı Veli karanlığa uyarı yapmış; “İlimden gidilmeyen yolun sonu, karanlıktır.”

“Az ilimle ilim, çok amelle birlikte olan cehaletten daha hayırlıdır.”  diyen Ebu Hanife cehaletin kötülüğünü anlatmış.

ABD’deki Pew Araştırma Merkezi’nin Din ve Kamu Yaşamı Forumu, “2010 Dünyanın En Önemli Dini Gruplarının Büyüklüğü ve Coğrafi Dağılımı” adlı raporunda, Dünya nüfusunun % 23′ ünün müslüman olduğunu yayınlamış ki o yıllarda dünya nüfusu yaklaşık 7 milyar.  Müslümanların sayısı neredeyse dünya nüfusunun dörtte birine yakın.

Peki bu kadar nüfusa sahip olan islam dininin peygamberi ne buyuruyor dersiniz!

“Ya Öğreten, ya öğrenen, ya dinleyen, ya da ilmi seven ol. Fakat sakın beşincisi olma (yani bunların dışında kalma)
helâk olursun.” (Mecmeu’z-Zevâid ve Menbeu’l-Fevaid, c 1, s 122)

“Hikmet ve ilim müminin yitik malıdır, onu nerede bulursa alır.“(Tirmizî, İlm, 19)

“İlim Çin’de (Çin gibi uzak bir yerde) de olsa alınız.” (Suyûti,Feyzu’l-Kadir, c 1, s 542)

Hazır konu ilim iken yüce kitabımızın uyarılarından örnek vermemek olmaz.

“…De ki: “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Şüphesiz, temiz akıl sahipleri öğüt alıp-düşünürler” (Zümer Suresi, 9)

“(Ey Muhammed) de ki: Rabbim, benim ilmimi artır” (Taha, 114)

Allah, pisliği akıllarını kullanmayanların üzerine yağdırır” (Yûnûs-100)

Yaratıcımız kitabında; “…Düşünmüyormu sunuz?” “…Akletmiyormu sunuz?” diyerek bizleri sürekli uyarır.

Hristiyan dünyası ortaçağ’da bağnazlık ve cahillik içinde çırpınıp, ilim adamları engizisyon mahkemelerinde sorgulanırken,  müslümanlar; matematik, astronomi, haritacılık, coğrafya, fizik, kimya, tıp, jeoloji, mineraloji, zooloji, veterinerlik, botanik ve biyoloji gibi her çeşit bilim dalında en ileri düzeye kadar yükselmişler ve  en muhteşem dönemlerini geçirmişler.

Zaten ortaçağ, bağnazlık ve cahillik içinde debelenen hristiyan aleminin çağıdır. Müslümanların değil.

Doğudan yükselen güneş batıyı aydınlatmış ve batı karanlıktan bu sayede kurtulmuş.

Ama aradan geçen zaman içerisinde, güneş batıdan doğmaya başlamış!

Bir zamanlar ışığını bizlerden hiç esirgemeyen güneş, yüzünü batıya çevirmiş. Ayrıca, gökyüzü karanlık bulutlarla kaplı. Yıllardır bulutlardan islam ülkelerinin üzerine pislik yağıyor. Belki de aklımızı kullanamadığımız ve uyarıyı dikkate almadığımız içindir. Kim bilir!

Güneşin yüzünü pek göremiyoruz ama, elimizdeki mumun alevi titrek olsa da yanıyor.   Şükür ki; mumun titrek alevi hiç sönmüyor.

Günümüzde makineler akıllanmış robotlara vatandaşlık hakkı verilir hale gelmişken bilime olan katkımızın ne düzeyde olduğunu görebilmek için ülkemizdeki ilmi verilere bakmak gerekiyor.

*2012 yılında Scientific American Dergisi’nin 4 farklı kritere göre sıraladığı, “Bilimde Dünyanın En İyi 40 Ülkesi” sıralamasında ülkemize de yer verilmiş.

Dergi, bu sıralamayı ülkelerin en saygın bilimsel dergilerde yaptığı yayın sayısı, patent sayısı, milli gelirden Ar-Ge’ye ayrılan pay ve temel bilim ve teknoloji alanında verilen doktora sayısına göre yapmış.

Buna göre, Türkiye en iyi sonucu, temel bilim ve mühendislik alanında verilen doktora sayısının toplam doktora sayısı içindeki yüzdesi ile almış. Bu kritere göre, ülkemiz dünyanın en iyi 15’inci ülkesi. Milli gelirden Ar-Ge’ye ayrılan pay kriterine göre  de dünyanın en iyi 16. ülkesi seçilmiş.

Digital Science’ın listesindeki dünyanın en saygın dergilerindeki yayın sayısı kriterine göre ise ülkemiz 38. sırada. Patent sayısına göre de 36. sırada.

*ODTÜ Enformatik Enstitüsü URAP (University Ranking by Academic Performance) tarafından hazırlanan ve Türk üniversitelerinin 2017 dünya genel sıralamalarındaki durumunu gösteren rapora göre, Türkiye’de toplam 160 üniversiteden  17′ si, dünya genel sıralaması yapan 10 kurumdan en az 6’sının açıkladığı listeye girme başarısını göstermiş.

Türk üniversitelerinin 2017’de yer aldığı 10 kuruluş ise Webometrics, SCIMago, US News and World Report, QS, THE, Leiden (CWTS), CWUR, RUR, ARWU ve ODTÜ Enformatik Enstitüsü URAP Laboratuvarı.

Verilere göre rakamlar bu şekilde.

Mumun titrek alevi sönmese de, bugün ışık batıdan yükseliyor.

Bilimsel alanda daha fazla verimli olabilir daha fazla katkı sağlayabilirsek güneş bizden ışığını esirgemez. Daha önce yaptığı gibi.

Habersiz kalmayın sağlıcakla kalın.


*Jules Henri Poincare : 29 Nisan 1854 – 17 Temmuz 1912 tarileri arasında yaşamış olan Fransız matematikçi ve fizikçi.

*Alexis Carrel: 28 Haziran 1873 – 5 Kasım 1944 tarihleri arasında yaşayan ünlü Fransız cerrah ve fizyolog.

*Immanuel Kant: 22 Nisan 1724 – 12 Şubat 1804 tarihleri arasında yaşamış olan ünlü Alman filozofudu.

*Sigmund Freud: 06 Mayıs 1856 – 23 Eylül 1939 tarihleri arasında yaşayan psikanalizin ve analitik psikolojinin kurucusudur. Macaristan doğumludur.

*Bilgiler, Hürriyet Gazetesinin 12.12.2012  tarihli teknoloji sayfasından alınmıştır.

*Bilgiler, Hürriyet Gazetesinin 03.01.2018 tarihli eğitim sayfasından alınmıştır.

 

NOT: Yazılarımı aynı zamanda aşağıya bağlantı adresini bırakacağım kişisel blogumda da görüntüleyebilirsiniz:

https://kuzyakabilisimtarihkultur.com/

YAZARLAR