“Reis Bey” i izlediniz mi? Hemen ilk akla gelen Reisler değil ama.
Mahkemelerdeki ağır ceza reisinin hikâyesi. Defalarca izledim, izledikçe keyif aldığım tüm filmler gibi. Elinize kağıt, kalem alın durdurup durdurup yazın her bir diyaloğu. Üstat N. Fazıl’ ın aynı adlı eserinden filmleştirilmiş. Ama karıştırmayın vurdulu, kırdılı filmler ile. Aşkı, sevgiyi cinselliğe, kahramanlığı biçip doğramaya, öldürüp atmaya hapseden dizilerle. Anlam yükleyecek kitap, anlam yükleyecek film, kavratacak bize sosyali ya da sosyal olmayanı medyanın… Ruhumuza sükunet verecek hızına yetişemediğimiz hayatımızın.
Filmden ya da eserden birkaç çarpıcı alıntı size : “Gözyaşı suçun rengini soldurmaz. ” Suçlu iseniz gözyaşı dökerek cezanızı hafifletemezsiniz anlamında. “Merhamet ağızların iğrenç sakızı .” mesela. Suç işledikçe affını dileme, isteme anlamında. Tabii bu sözler hakimin suçluya, suçlu olduğunu zannettiği kişiye sözleri. Bir de idam mahkûmunun sözleri var. “Etmeyin Reis Bey, siz ağlayamazsınız !. Ağlayabilse idiniz anlayabilirdiniz.” “Siz merhametten, acıma duygusundan yalnız kötülük olacağına inanırsınız.” “Rahmet kaldırılmış sizin kalbinizden. Buz çölünde yol alıyorsunuz.” Daha fazlası N. Fazıl üstadın kitabında veya filminde mevcut dikkatlice takip edecek olan için.
Tam burada, bu noktada acaba rahmet, merhamet, acıma duygusu sadece Reis Bey rolündeki Haluk KURDOĞLU’ ndan mı kaldırılmış sizce? Yoksa 1988 den bu yana toplumumuzun kahir ekseriyetinden mi kaldırılmış acaba? Modernizm, teknoloji, batı medeniyeti derken insanlığımızdan mı soyutlanıyoruz? Biz yanlış gidiyoruz diyerek geriye dönenlerin tecrübesini yaşamak zorunda mıyız ?
Ne merhamet mesela? Acıma sadece suçluya mı ? Rahmet yağmura da denir biliyor muydunuz? Neden denmiş yağmura rahmet: insanın suya ihtiyacı, yokluğundaki acziyetine merhamet etmesi yaradanın. Acıması, rahmeti yani. Merhamet sadece insana mı, sadece hayvana mı ? Taşa, toprağa, bitkiye… Her şeye acıma. Yıpratmama, eskitmeme, yaralamama ve gereksiz görmeme gereğini anlayamadıklarımızın. Varlığını , var olması gerektiği gibi koruma tabiatın. Ama en fazla merhamet insandan insana olmalı değil mi sizce de, herşeyin tersine gittiği bu yalan dünyada. Hayvanı eve hapsetmese hayvana daha fazla merhamet edeceğini anlayamayan insana merhamet etmek daha fazla makbul bana göre.
Zaman zaman şu sözü ezberletmeliyiz tüm insanlığa diyor tüm insani duygularım: “Ağlayabilse idiniz anlayabilirdiniz.” Yolda trafikte, kahvede, apartmanda, çarşıda pazarda, kısaca tüm sosyal etkileşim alanlarında: Anlayabilmek. Başkasının siyasi görüşünü kavga etmeden anlamak, tuttuğumuz spor kulübünün bu sene şampiyon olamayabileceğini kötü söz söylemeden anlamak.
Anlayabilse idik anlaşabilirdik. Her anlaşma insan yapabilir insanı. Herkes evinin önünü süpürmeli ya hani. Ağlayabilmeli ve anlayabilmeli kendinden başlayarak herkesi ve her şeyi. Hepimiz anlamalı, acımalıyız birbirimize. Ve eğer anlaşabilse idik gazete sayfalarının 3. Sayfa haberleri bu kadar dolu olmazdı. Haber programlarının büyük bölümünü cinayetler mi kaplardı ? İnsanı insanlığından utandıracak medeni vahşet bu kadar olağanlaşır mıydı anlaşabilsek. Sizce de başlamalı mı değil miyiz fert fert bir yerlerden.
Hadi herkes evinin önünü süpürsün!.
