Amaçları sadece kendi dünyevi menfaatleri olan kimseler az çok her toplumda vardır. Bu insanlar, sadece kendi çıkarları için çalışırlar. Onlar, bu çıkarları uğruna her şeylerini feda ederler. Hatta bunun için kendilerini satmaktan bile geri durmazlar. Benimsedikleri inanç gereği bazı toplumlarda bu tür insanlar az rastlanırken; bazı toplumlarda çok sayıda bulunabilirler. Müslümanlar, bu dünyanın, Ahiretin tarlası olduğu; dünyadaki amellerin karşılığını Ahirette elde edeceklerine; hayır karşılığında mükâfat elde edip Cennete gireceklerine; şerr karşılığında cezalandırılarak kötü bir musibet olan cehenneme atılacaklarına inanırlar.
Onlara göre dünya hayatı oyun ve oyalanma; mal ve şöhret çoğaltma yarışı, böbürlenme ve aldanmadan başka bir şey değildir. Allah Teâla bu konuda şöyle buyuruyor: ‘‘O gün herkesin amel defteri ortaya konulmuştur. Ey Muhammed! Günahkârların, amel defterlerinden korkarak: "Eyvah bize! Bu nasıl deftermiş ki, büyük küçük hiçbir şey bırakmadan hepsini saymış dökmüş" dediklerini görürsün. Onlar, bütün yaptıklarını hazır bulmuşlardır. Senin Rabbin hiç kimseye zulmetmez.” (Kehf Suresi 49.)
Mü’min, dünya nimetlerine aldanmadan Ahiret için çalışır. Bu amaçla Allah yolunda Cihat etmek için er meydanına çıkar ve düşmanın hile ve desiselerinden korkmadan, cesurca onlar ile savaşır. Allah (c.c).’da bu samimiyetinden ötürü kendisine zaferi bahşeder. İman etmeyen ve davasında samimi olmayan kimse de dünyayı kaybetmek korkusuyla ölümden ve bedel ödeme korkusuyla kaçar. Hezimete uğrar veya ölümünden sonra arkasından zelil bir hayat bırakır. O, dünyada hüsrana uğradığı gibi ahirette de onun için büyük bir azap vardır: “Dünya hayatı, inkâr edenler için bezendi. (Onlar), iman edenlerle eğleniyorlar. Hâlbuki takva sahibi olan o müminler, kıyamet günü onların üstündedir. Allah dilediğine hesapsız rızık verir.”(Bakara Suresi 212.)
O halde geçici dünya hayatını, ebedî ahiret hayatı karşılığında satacak olanlar, Allah yolunda savaşsınlar. Her kim Allah yolunda savaşır da öldürülür veya galip gelirse, her iki durumda da biz ona yarın pek büyük bir mükafat vereceğiz. Nisa Suresi 74. Ayet
Müslümanlar; Allah c.c.‘nun dinini yüceltmek, Onun düşmanlarıyla savaşmak ve İslam’a davet etmek için Cihat sancağı altında mücadele etmek üzere yola çıktıkları dönemlerde zafer hep onların olmuştur. Bundan dolayı, İslâm düşmanları, güçlenmeye başlayan Müslümanların mücadele ruhlarını yok etme gayreti içerisine girmişlerdir. Bu durum, Müslümanların, kendi düşmanlarına karşı bir acziyet içerisinde olmaları, kararlı tutumlarından geri durmaları; almış oldukları kararları hayata geçirememeleri, baskı altında yaşayan diğer kardeşlerini kurtarma gayreti içerisinde olmamalarının neticesindendir.
Ne yazık ki Müslümanlar, bugün olmaları gereken yerden oldukça geridedirler. Buna ilaveten aralarında çıkarperest ve münafıkların varlığı, onları, yerine getirmeleri gereken görevlerinden alıkoymaktadır.
Biran evvel Müslümanların çağlar ötesinde ışık tutacak ve refaha eriştirecek olan büyük İslâm medeniyetini önce hayatlarında, sonrada tüm dünyada hakim kılabilecekleri büyük güce erişmeleri duası ile, selam doğru yoldan sapmayanların üzerine olsun!
