Vaiz Muharrem DEMİR


KOMŞU HAKKI -2-


               Yakın komşunun hak ve hukukta önceliği olduğunu vurgulayan Rahmet Peygamberi, “Ey Allah'ın Resûlü iki komşum var, ikramda bulunurken hangisinden başlayayım?” diye soran Hz. Âişe'ye, “Kapısı (sana) en yakın olandan.” cevabını vermiştir. (Ebû Dâvûd, Edeb, 122-123) Hatta Sevgili Peygamberimiz, komşuların davetleri çakıştığında da en yakın olan komşunun davetinin tercih edilmesini tavsiye etmiştir. Statü farkı bir yana, farklı bir dine mensup olsa bile yakın komşunun önceliği korunmuştur. Tâbiîn neslinin önde gelen müfessirlerinden Mücâhid şöyle anlatmaktadır: “Abdullah b. Amr'ın (ra) evinde bir koyun kesildi. Geldiğinde ailesine, "Yahudi komşumuza ikram ettiniz mi?" diye ısrarla sordu. Ardından da şunları söyledi: Resûlullah’ı şöyle derken işittim: "Cebrail bana komşu hakkından o kadar çok bahsetti ki komşuyu komşuya mirasçı kılacak zannettim." ” (Tirmizî, Birr, 28)

 

               İzzet ve ikramda önceliği olan komşu, alım ve satımda da “şuf'a” yani “komşuluktan kaynaklanan öncelik hakkı”na sahiptir. Zira Sevgili Peygamberimiz, bir kimsenin evini veya tarlasını satın almada komşusunun öncelik hakkına sahip olduğunu belirterek komşusuna teklif etmeksizin bir kimsenin sahip olduğu malı veya hissesini satmaya kalkışmamasını söylemiştir. Bunu dikkate alan Hz. Peygamber'in azatlı kölesi Ebû Râfi', evini satmak istediğinde durumu komşusu Sa'd b. Ebû Vakkâs'a haber vermiştir. Sa'd b. Ebû Vakkâs evi almak istemediğini söyleyince orada bulunan Misver b. Mahreme, alması konusunda ısrar etmiştir. Bunun üzerine Sa'd, ancak dört bin dirheme (gümüş para) ve taksitle alabileceğini söylemiştir. Bu şartlarda evi, komşusu olan Sa'd'a satmayı kabul eden Ebû Râfi', “Hz. Peygamber'in, "Komşu (bitişiğindeki malı satın almada) öncelik hakkına sahiptir." dediğini işitmemiş olsaydım, bu paraya asla satmazdım. Zira beş yüz dinar (altın para) veren olmuştu.” açıklamasını yapmıştır. (Buhârî, Şuf’a, 2) Şuf'a hakkında komşunun öncelenmesi, o malı komşuya değerinden düşük fiyata satmayı gerektirmez. Sadece malın değeri neyse o değeri verenler arasında komşuyu öncelemek esastır. Ancak Ebû Râfi' komşuluk hakkı konusundaki hassasiyetinden dolayı evini daha düşük fiyat verse de, komşusuna satmayı tercih etmiştir.

 

               Kendi ihtiyacını gördükten sonra komşuların da istifade etmelerini sağlamak için, ortak kullanılan suyun engellenmemesini talep eden Hz. Peygamber, ihtiyaç fazlası suyun satılmasını da hoş karşılamamıştır. Bir kimsenin ev veya bahçe duvarından komşusunun da faydalanmasına izin vermesini ve komşusunun kendi mülküne ulaşabileceği bir yol temin etmesini istemiş, hatta ihtilâf edildiği takdirde bu yolun yedi zira (1 zira yaklaşık yarım metrekaredir.) olarak belirlenmesini uygun görmüştür. Nitekim Hz. Peygamber'in duvara kiriş koyması için komşuya izin verilmesine yönelik talebine rağmen farklı tavırlar sergileyen Müslümanlara Ebû Hüreyre, “Sizden biri duvarına komşusunun kiriş koymasına engel olmasın.” hadi sini hatırlatarak “Vallahi onu (kirişi) omuzlarınızın arasına koyarım.” diyerek tepki göstermiştir. (Müslim, Müsâkât, 136)

 

               Peygamber Efendimiz (sav), “Allah katında komşuların en hayırlısı, komşusuna karşı en güzel davranandır.” (Dârimî, Siyer, 3) buyurmuş, hatta kişinin komşusu tarafından hayırla yâd edilmesinin, Yüce Mevlâ tarafından günahlarının affına vesile olabileceğini belirtmiştir: “Bir Müslüman öldüğünde, en yakın komşularından üç hane halkı kendisinin iyi bir insan olduğuna şahitlik ederlerse, Yüce Allah, "Bildikleri kadarıyla şahitlikte bulunan kullarımın şahitliğini kabul ettim ve (onun hakkında) kendi bildiklerimi de bağışladım." buyurur. (İbn Hanbel, II, 409)

               

               Allah nezdinde şahitliği önemli olan komşunun yaptığı değerlendirme, bir davranışın iyi mi yoksa kötü mü olduğunu belirlerken bile etkilidir. Nitekim “İyi mi kötü mü yaptığımı nasıl bilebilirim?” diye soran sahâbîye Hz. Peygamber şu tavsiyede bulunmuştur: “Komşularının, "İyi yaptın!" dediğini duyarsan iyi yapmışsındır; onların, "Kötü yaptın!" dediğini duyarsan da kötü yapmışsındır.” (İbn Mâce, Zühd, 25)

 

               Komşu hakkındaki nebevî uyarılara kulak veren bir mümin, komşuya zarar verecek veya onu rahatsız edecek davranışlardan kesinlikle uzak duracak, kendisi için arzu ettiğini onun için de arzu edecek, kendisi için istemediğini onun için de istemeyecektir. Çünkü komşu olması ona bir ayrıcalık sağlamaktadır. Ona yapılan herhangi bir kötülük ya da verilen zarar, diğerlerinden farklı değerlendirilmektedir. Allah katında en büyük günahın ne olduğunu soran Abdullah b. Mes'ûd'a Hz. Peygamber, yaratan ve yaşatanın Yüce Allah olduğu hâlde O'na şirk koşmanın, fakirlik endişesiyle çocuğunun canına kıymanın ve komşunun karısıyla zina etmenin en büyük günahlar olduğunu söylemiştir.

 

               Kendisi için “ne iyi komşu” diye şiirler söylenen Sevgili Peygamberimiz, komşunun gözetilip kollanmasını, iyi yönlerinin anlatılmasını istemiş, onun hoş olmayan ve özel hayatla ilgili hâllerinin ifşa edilmesini ise yasaklamıştır. Müslüman, komşusu yardım talep ettiğinde onu geri çevirmeyen, borç istediğinde elinden geldiğince onu destekleyen, muhtaç olduğunda elinden tutan, hastalandığında ziyaretine giden, acı tatlı gününü onunla paylaşan, öldüğünde cenazesinde bulunan, onun evine ve ailesine zarar vermeyen, ona ikramda bulunan ve saygı gösteren kimsedir.

 

               Kişinin dünyada saadetine vesile olacak, âhirette ise kendisi hakkında şahitlik yapacak komşusunun seçimine dikkatleri çekmek isteyen Merhamet Elçisi şöyle buyurmuştur: “Ev almadan önce komşu, yola çıkmadan önce de arkadaş arayın.” (Taberânî, elMu’cemü’l-kebîr, IV, 268)

 

               KAYNAK : HADİSLERLE İSLAM

YAZARLAR