Harun DOĞRUYOL


“DÖRT MEVSİM”


Ben ayşe kadının suya giderken

Omuzlarının heybetini gördüm

Damarları nasıl şişer mehmedin

Gökyüzünü biçerken mavi mavi 

durdu kadın sırtında fadime

Kundakta sıdıka

Çırpı getirir fırında ekmek pişirecek

Kaşları bir kalkar ki

Yüzü fırın kadar derin olur

Recep amca iki omzunda iki keleter

İçinde saksak kokan tütünler

Alnından hayatı damlar

O tükenir yavaştan

nazire nine son nefesini vermiş

Fakire yokuşunda sırtında sepeti

Dudağında asker oğlu halit

ümmet emmi bir tespih çeker

Dağlar onunla hu çeker

Namazda ön safta dururken

Okuyacak diye hakkı

Bebeleri uyandırır erkenden

İki oğlan sabahın altısında

Minibüs bekler Karaçekme sırtında

faik pek kahveye çıkmaz

Tekmil çapadan geçirir tarlayı

Zengin olacak bu sene

İnşallah fiyatlar iyi olursa

Kulağı ajansda elleri çapada

cemile elinde sopa keçi ardında

Uğursuz kocası işe yaramaz

Çocuklar ocaktaki yemek

Sağılacak keçi ve hayat ona emanet

yusuf nazlı’yı görecek tenhada

Elinde bir yüzük kalbinde çizik

Anası verirse

Seneye düğün dernek

Traktörü yeni aldı ibrahim

Ne gofurlanır gayfeden geçerken

Şaha kaldırır mereti

Akşam uğultuyla dağlardan yuvarlanırken

Yıldızlar şangırtıyla ipe dizilirken

Karanlıkta köy bir serçe gibi büzüşürken

Sen ben biz yatsıdan sonra

Bi acı gayfe içerken

dolmuşçu süleyma’nın kahvesinde

Kahraman gibi gelirdi bana

Yamalı kalın bacaklı

Yinmiş tirsekleri

Elde tespih cepte tütün

Kalın bıyıklı

Dizlerinde dünya

Çizgili alınları ve söyleyecek laflarıyla

Hayatı omuzlarken onlar

Heykeller kadar heybetli

Dağlar gibi güneşi kapatıyorlardı

YAZARLAR