Ben ayşe kadının suya giderken
Omuzlarının heybetini gördüm
Damarları nasıl şişer mehmedin
Gökyüzünü biçerken mavi mavi
durdu kadın sırtında fadime
Kundakta sıdıka
Çırpı getirir fırında ekmek pişirecek
Kaşları bir kalkar ki
Yüzü fırın kadar derin olur
Recep amca iki omzunda iki keleter
İçinde saksak kokan tütünler
Alnından hayatı damlar
O tükenir yavaştan
nazire nine son nefesini vermiş
Fakire yokuşunda sırtında sepeti
Dudağında asker oğlu halit
ümmet emmi bir tespih çeker
Dağlar onunla hu çeker
Namazda ön safta dururken
Okuyacak diye hakkı
Bebeleri uyandırır erkenden
İki oğlan sabahın altısında
Minibüs bekler Karaçekme sırtında
faik pek kahveye çıkmaz
Tekmil çapadan geçirir tarlayı
Zengin olacak bu sene
İnşallah fiyatlar iyi olursa
Kulağı ajansda elleri çapada
cemile elinde sopa keçi ardında
Uğursuz kocası işe yaramaz
Çocuklar ocaktaki yemek
Sağılacak keçi ve hayat ona emanet
yusuf nazlı’yı görecek tenhada
Elinde bir yüzük kalbinde çizik
Anası verirse
Seneye düğün dernek
Traktörü yeni aldı ibrahim
Ne gofurlanır gayfeden geçerken
Şaha kaldırır mereti
Akşam uğultuyla dağlardan yuvarlanırken
Yıldızlar şangırtıyla ipe dizilirken
Karanlıkta köy bir serçe gibi büzüşürken
Sen ben biz yatsıdan sonra
Bi acı gayfe içerken
dolmuşçu süleyma’nın kahvesinde
Kahraman gibi gelirdi bana
Yamalı kalın bacaklı
Yinmiş tirsekleri
Elde tespih cepte tütün
Kalın bıyıklı
Dizlerinde dünya
Çizgili alınları ve söyleyecek laflarıyla
Hayatı omuzlarken onlar
Heykeller kadar heybetli
Dağlar gibi güneşi kapatıyorlardı

