Çokça duyduğumuz bir söz vardır; “İnandığın gibi yaşamazsan yaşadığın gibi inanmaya başlarsın”. Bu söz özellikle içinde bulun duğumuz bu zamanda daha da fazla anlam kazanmıştır. Dini değerleri hafife aldıkça kişi dinin emir ve yasaklarından gittikçe uzaklaşır. Bundan sonra o dini kuralları sorgulamaya hatta dinin sahibi olan yaratıcıya dahi akıl vermeye kalkışır. Bu kişiye faiz haram dersin o “neden harammış?” diye karşılık verir. Beş vakit namaz farz dersin “her gün beş vakit katlanılacak gibi değil.” Der.
Bundan yakın zaman önce bazı insanlar en azından cumadan cumaya, kadir gecesinden kadir gecesine vb. özel günler de camiye uğrardı. Bu insanlara namaz kılıyor musun diye sorulduğunda göğsünü kabartarak biraz da eğlenerek “eh işte cumadan cumaya” diyerek cevap verirlerdi. Aslında bu durum bir Müslüman için utanması gereken bir durumdur. Müslüman olup da Allah’ın emirlerini yerine getirmeyen ve yasaklarından kaçınmayan bir insan Allah’ı yeterince tanımamıştır. Onun yüceliğini, lütfunu, keremini, ihsanını, nimetini ve aynı zamanda onun gazabını, azabını yeterince tanısaydı huşu ile günde beş vakit Allah’ın huzurunda boyun büker secdelere varırdı. Allah’ı yeterince tanımayan bu tarz insanlar genelde “benim kalbim temiz, ben dürüstüm” gibi klişe cümleler sarf ediyor. Bu tür kullanılan cümleler mantıkta mugalâta olarak geçmektedir. Mugalâta “safsata, dil cambazlığı” anlamlarına gelmektedir. Bu cümleler aklen ve mantıken yanlıştır. Çünkü dürüst olmak, kalbin temiz olması namaz sorumluluğunu kişiden düşürmez bilakis hem namaz kılmak hem de dürüst olmak kişinin sorumluluğudur. Bunlar birbirinin alternatifi değildir.
Son zamanlar da bazı Müslümanlar! Cuma namazına dahi gevşeklik göstermeye başladılar. Cuma günü dışarılarda gezen gençlere, iş yapan ustalara, araba kullanan şoförlere, satış yapan esnaflara rastlar olduk. Bunun sebebi olarak tabi ki ilk sırada kişinin nefsine yenik düşmesi, Allah’tan gafil olması, Cuma namazının ehemmiyetinden cahil olması sayılabilir. Pandemi de bu kopuşun bahanesi oldu. Zaten camiye, Cuma namazına pamuk ipliğiyle bağlı olan bazıları ilk fırsatta camiden koptu. Bu kopuşa dair vicdanlarını serinletmek için birçok bahaneler de hazır. Namaza gelmeyen herkes kendi çapında bahaneler bularak kendisini kandırıyor.
İslam Dini’nde Cuma namazı ve Cuma günü çok önemlidir. Bu önemi vurgulayan birkaç ayet ve hadise yer verelim.
Cuma suresinde yüce Allah bütün müminlere şöyle seslenmektedir:
“Ey iman edenler! Cuma günü namaz için çağrı yapıldığı zaman, hemen Allah’ın zikrine koşun ve alışverişi bırakın. Eğer bilirseniz bu, sizin için daha hayırlıdır.” (Cuma, 9)
Ayette ezana, cuma gününe, cuma namazına, cuma namazının farz oluşuna, cuma hutbesine, cuma saatinde alışveriş yapılmaması gerektiğine işaret edilmektedir.
Haftanın en değerli günü cuma günüdür. Peygamberimiz sallâllahu aleyhi ve sellem cuma gününün faziletini şöyle beyan etmiştir:
“Üzerine güneşin doğduğu en hayırlı gün cuma günüdür; Âdem o gün yaratılmış, o gün cennete girmiş ve o gün cennetten çıkarılmıştır. Kıyamet de cuma günü kopacaktır.” (Müslim, Cuma, 18)
Bir başka hadisinde ise:
“ “Cuma gününde bir saat vardır ki Müslüman, bu saate isabet ederek hayırlı bir şey isterse Allah ona istediğini verir.” (Müslim, Cuma, 15)”
Cuma namazına bile bile gitmeyenlere dair sevgili Peygamberimiz’in şu uyarısını dikkate alalım:
“Kim tembellik ederek üç cuma namazını terk ederse Allah o kimsenin kalbini mühürler.” (Tirmizî, Cuma, 354)
Cuma namazını kılmak ergenlik çağına ulaşmış, camiye gidecek kadar sağlıklı, aklı başında, hür (hapiste olamayan, esir düşmeyen) ve yolculuk esnasında olmayan her Müslüman erkeğe farzdır. Kadınlar da üzerlerine farz olmamakla birlikte Cuma namazına katılabilir, kendilerine ayrılan uygun bir yerde Cuma namazını kılabilir. Eğer Cuma namazı kılmışlarsa tekrar öğle namazı kılmalarına gerek yoktur.
Cuma ve cami aynı kelimeden türemiştir. Bu iki kelime de toplama, bir araya getirme anlamındadır. Müslümanların haftalık bayramı olan bu güne gereken önemi verelim. Cumaya gitmeyen din kardeşlerimize Cuma namazının önemini hatırlatalım. Bu birliktelik gününden hiç kimsenin mahrum kalmaması temennisiyle…
