Cihad gayeye ulaşmak için yük altında gösterilen gayret demektir (İbn Manzur, Lisanul-Arab; Edward William Lane, An Arabic-English Lexicon, C-H-D mad.). Yani cihad, Allah rızası için bilgi, mal, dil, beden ile yerine getirilecek gayret anlamına gelir. Mücahit, müçtehit, mücahede, içtihat vs. sözcükler cihad kelimesinden türetilmiştir.
Cihadın savaşla, ölmekle, öldürmekle bir alakası yoktur. Çünkü Kur’an’da savaş için harb حرب ve kital قتال kelimeleri kullanılır. Cihad savaştan başka bir şeydir. Bunu görebilmek için bir örnek ayete bakalım: Allah, Rasulullah’a münafıklarla cihad etmesini emretmişti (Tahrim [66] 9; Tövbe [9] 73). Fakat Rasulullah münafıkların kimler olduğunu bilmiyordu (Tövbe [9] 101). Bilmediği bir düşmanla savaşması zaten mümkün olamaz dı. Fakat cihad ile münafıkların zararını önlemeye gayret gösterebilirdi. Yani cihad, tamamen gayrete bağlı bir şeydir.
Kâfirlik edenlere karşı cihad, Furkan olan Kur’an’ın ver diği bilgilerle olması gerekir: “…Onunla (Furkan ile) büyük bir cihada giriş.” (Furkan [25] 52). Cihad mal ile, beden ile yapılmalıdır. Ama bilgi ile yapılan cihad, cihadların en büyüğüdür.
Dolayısıyla cihad, tevhidin insanlığa en güzel şekilde açıklanması ve yaşanması için yapılan her türlü gayret ve çalışmak demektir.
