Mustafa KAYA


BÜYÜK ADAM, BİLGE KRAL

"...Başarı hikâyeleri üst üste devam ederse bir millette, büyük devletler, geniş topraklar ve bunlardan elde edilen ganimetler zenginleştirir halkını o devletin. Elbette olumlu yansımaları olur bu servetin. Maliyede ,sanatta, edebiyatta ve diğer  alanlarda…"


                Tarihte çok önemli şahsiyetler vardır. Tarihin akışı içerisinde normali, anormale çeviren insanlar… Biz genellikle tarihi seyir içerisinde kahramanları ve kahramanlıkları tanırız, biliriz. Kahramanların hikâyeleri vardır tarih notlarında. Abartır, yüceltiriz elimizden geldiğince. Zaten gariban neferi kim tanıyacak da yazacak değil mi? Ve genellikle kahramanlar askeri alandadır. Savaş ve savaş sırasındaki kahramanlıklar önemlidir.  Başarı hikâyeleri üst üste devam ederse bir millette, büyük devletler, geniş topraklar ve bunlardan elde edilen ganimetler zenginleştirir halkını o devletin. Elbette olumlu yansımaları olur bu servetin. Maliyede ,sanatta, edebiyatta ve diğer  alanlarda…

                Bir de varlığını koruma gayreti içerisinde; milletini, yaşadığı coğrafyayı  savunma uğruna, namusu, şerefi  ve izzeti için savaşan kahramanlar vardır, tarihimizde çoktur da azı bilinir, çoğu bilinmez. Ve tabiatımız mıdır nedir bilmiyorum ama; bir önceki paragraftaki bahsettiğim şahsiyetler kadar yer verilmez onlara. İlla daha fazla kazandırmalı insan insana… Hep kazan yani.

                Kahramanların askeri başarıları demişken farklı özellikleri içlerinde barındıranları da var, sadece askeri dehalarıyla ön plana çıkanları da. Sanatta, edebiyatta hatta sporda bugün değişik dallara ve olimpiyatlara aday olabilecek, madalya alabilecek olanları da var. Şairler, güreşçiler vs.

                Bosna Savaşı’nı bilir misiniz? Hatırlarlar mı yaşları müsait olanlar? Medeni dediğimiz, hani medeniyeti ihraç eden Avrupa’nın (!)  ortasında, gayet mütevazı bir ülkedeki savaşı diyorum hani…

           Dürbüne bile gerek duymadan, ellerini kaşlarının üstüne götürecek şekilde koyup, kafalarını hafifçe kaldırdıklarında apaçık görebilecekleri savaşı, bir ulusun yok edilme girişimini merhametsizce izleyen Avrupa’nın ortasındaki savaşı diyorum. Sırpların insan kasabı liderlerinin, Avrupalı hümanistler (!) eliyle gaza getirilip soykırım yaptıkları, Hitlerin nitelik olan olarak aratmayacak, katliamı diyoruz. Son elli altmış yıl içerisindeki en büyük katliamlardan birinin, demokrasi havarisi, insan haklarının kalesi, özgürlüğün teminatı olduğunu savunan medeni (!) Avrupa’nın ortasındaki savaş, tam da benim üniversite yıllarımın başlangıcına denk gelmişti. Edirne’ye yakın bölgedeki göçmen kamplarındaki dramı gözlerimle görmüş ve ziyaretimiz esnasında “dua, dua, eller karıncalanmış; yıldızlar avuçta gök parçalanmış.” Üstadın dizeleriyle yürekten dua etmiştik zafer kazanmak için. Ama zaferden daha da ziyade insanların ölmemesi için dua edesi geliyordu insanın. Bugün bize insan hakları dersi vermeye kalkan bu Avrupa’nın yatacak yeri yok bence. Ya da Allah ıslah etsin!

                İçimi döktüm biraz. Benim asıl konum Bosna Savaşı’nın Bilge Kral’ı Aliyya İzzet Begoviç. Bosna Savaşı’ndan sonraki küçük bir çocukla oturuşundaki mütevaziliği, samimiyeti beni çok etkilemişti. Ve yıllar sonra yeniden kendisini tanımış, şaşırıp kalmıştım. Neden Bilge Kral dediklerini de o zaman anlamıştım. Çünkü hayat hikâyesi de, bize; yazan, okuyan, üreten,  batı kültürüne ve İslam literatürüne gayet hakim, zeki ve çalışkan biri olduğunu gösteriyor. Hadi üşenmeyelim de kısaca hayat hikayesini okuyalım Bilge Kral’ın. Okumakla kalmayalım, okutalım, okutabileceklerimize. Yazdığı kitaplar ve söylediği mükemmel sözler nasıl da çağımızın önemli fikir ve siyaset adamı olduğunu gösteriyor. İlme meraklı insanımızın O’nu okumaya ve anlamaya davet ediyorum.

                Bu yazımızı kısa olmasına rağmen özlü olarak yazmış olduğu ve kitap yazılabilecek kadar düşündüren, olgunlaştıran, anlamı yüzyılların derinliklerine dayalı ve yüzyılların ötesine götürebilecek kapasitedeki sözleriyle noktalamak isterim.

               

                Göreceksiniz ki abartmamışım, az bile söylemişim:

                “ İstediğiniz isme sahip olabilirsin, istediğiniz dine de inanabilirsiniz. Ancak insan olman gerekir. Yaşamalı ve diğerlerinin yaşamasına izin vermelisin!”

                “ Yeryüzünün öğretmeni olabilmek için, gökyüzünün öğrencisi olmak lazım.”

                “ Ve her şey  bittiğinde hatırlayaca ğımız şey; düşmanlarımızın sözleri değil, dostlarımızın sessizliği olacaktır.”

                “ Geleceğimizi geçmişimizde aramayacağız. Kin ve intikam peşinde koşmayacağız.”

                “ Benim için yeryüzünde iyi, doğru ve güzel olan ne varsa, onun adı islamdır.”

                “ En kötü kombinasyon boş bir ruh ile dolu bir midedir.”

                “ İslam, korkakların değil, cesur ve atılgan Müslümanların omuzlarında yükselecektir. ”

                “ Hayat, inanan ve salih ameller işleyenler dışında hiç kimsenin kazanamadığı bir oyundur.”

                “ Hayatı sadece din ve duayla değil, aynı zamanda çalışma ve bilimle tanzim etmek gerektiğine inanan kimse, o, İslam’a aittir.”

 

                Rahmet olsun ona ve onun yolundan gidenlere…

YAZARLAR