Harun DOĞRUYOL


AŞIK OSMAN

Hastanede kan aldırdım / Gözlerimi sel aldırdım / İki yavrum toprak aldı / İsyanımı yel aldırdım.


                Akçakertik mevkiinden aşağı doğru sallanırken ihtiyar bir amca el etti, bir anlık tereddütten sonra durdum. Pencereyi açıp nereye gittiğini sorduğumda, Aksaz’a gideceğini söyledi. Aşağıdaki çeşmeden döneceğim deyince oraya kadar da götürebilirsin dedi, şaşırdım, arabaya aldım. “Amca ne iş yaparsın?” “Suları tamir eder ve çeşmeleri boyarım” “İsmin nedir” “Aşık Osman derler bana, Aksaz’lıyım”

                Yörede adından sıkça bahsedilen çeşmeleri boyayan, aharları temizleyen, suları tamir eden, hayatını suya ve insanlara hizmete adayan bu amcaydı.

                - “Çoluk çocuk”

                - “İki kız bir oğlum vardı küçükken öldüler, anaları ortalarında gömülüdür”

                - “Allah mekânlarını cennet eylesin”                     

                - “Zor oğlum zor, sen nerelisin kimlerdensin?”

                - “Demirciliyim ben amca, çalışıyorum, üniversitedeyim”

                - “Önversite ha pek güzel oğlum. Bak oğlum, su her şeyin başıdır. İçtiğin çay, elinin temizliği, buğday bile su ile ekmek olur”

                - “Amca sen bunların parasını nasıl karşılıyorsun”

                - “Cebimden oğlum, 65 yaş mayışı var ya. Yetiyo bereket versin, harcım borcum da yok. Bak şimdi köye gidip kürek alcem. Boru gırılmış ondan kelli su gelmiyo, gazıp düzellemek lazım”

                Karşımda gerçek bir âşık vardı; suya, insana, ağaca, hayvana, çiçeğe aşık. Bizler durmadan geleceği düşünüyorduk, bu adam ise geleceği inşa ediyordu. Ne kadar saçma şeylere üzüldüğümü düşündüm bir an. 

                - “TRT birinci kanalı var ya oğlum, iki araba, bir münübüsle geldile filme guydula beni, yakında çıkcekmiş bakem”

                Ardından coğrafya dersi geldi. Tropikal ormanlardaki su döngüsü ilk dersimiz oldu, sonra yengeç dönencesine düşen yağmur miktarı, suyun vadilerde takip ettiği yolu öğrendim. Biraz da hayat dersi:

                - “Zekzen beş yaşindeyim ben oğlum, ev içre cennet oldu mu her yer cennettir, ev içre cehennem ise her yer cehennem. Dayı geçincen evdeki ile.”               

                - “Evdekini 55 senesinde hastaneye götürdüm”

                Hastanede kan aldırdım

                Gözlerimi sel aldırdım

                İki yavrum toprak aldı

                İsyanımı yel aldırdım.

                Aksaz’a geldik çınar yapraklarının altında serinlikte bir çay içtik, hararetimiz dindi. 15 kilometre ötede dağda su bulmuş köye getirmeye uğraşıyormuş. Korkmuyor musun diye sorunca:

                - “Hayvanlar insandan korkar yavrum, her hayvanla karşılaştım hiçbiri saldırmadı, hatta kaçtı”

                Bu büyük aşığı ardımda bırakıyorum. Zirveye doğru çıkarken manzara sürekli değişiyor. Dar vadiler, görkemli ağaçlar, pınarlar, çobanlar, koyunlar. Arı vızıltısı geliyor açık pencereden, kuşlar bağırıyor. Mutlu hissediyorum kendimi. Yarın daha çok çalışacağım, daha çok insana faydam dokunacak biliyorum, endişe duymayacağım.

 

                BAYRAMINIZ MÜBAREK OLSUN.               

               NOT : Aşık OSMAN (Osman KESKİN’i) 2016 yılında kaybettik. O gittikten sonra  pırıl, pırıl akan çeşmeler garip kaldı. Çeşmeler bakımsız, suları mahsun akmıyor. Bakımlarını yapanda yok...

                Bu vesileyle Aşık OSMAN (Osman KESKİN’i) rahmetle anıyoruz. Ruhu şad, Mekanı Cennet olsun.

                Doğumu : 05.02.1929

                Vefatı   : 01.06.2016

YAZARLAR