Menü Halıkent Bölge Gazetesi
Vaiz Muharrem DEMİR

Vaiz Muharrem DEMİR

Tarih: 18.01.2022 23:01

EŞ ve BABA OLARAK HZ. PEYGAMBER -2-

Facebook Twitter Linked-in

                Allah Resûlü, hanımların birbirlerini kıskanmalarını anlayışla karşılamakta ve ortaya çıkan bazı olumsuz durumları da bir şekilde tatlıya bağlamaktaydı. Bir defasında kendi evindeyken Resûlullah'a hanımlarından birinin yemek göndermesini kıskanan Hz. Âişe, tabağı getiren hizmetçinin eline vurmuş, tabak yere düşerek kırılmış ve yemek yerlere saçılmıştı. Hz. Peygamber her zamanki sakin ve olgun tavrıyla yere düşenleri toplamış ve “Anneniz kıskandı!” diyerek ortamı yumuşatmıştı. Hz. Âişe ise yaptığına pişman olmuş ve Resûlullah'a, “Bu yaptığımın bedeli nedir?” diye sormuş, Allah Resûlü de “Tabağın misli bir tabak, yemeğin misli bir yemek.” cevabını vermişti.

                Hz. Peygamber'in diğer eşleri arasında da bu tür olaylar yaşanmıştır. Hz. Peygamber, hanımlarının bu yanlış tavırlarına yıkıcı değil yapıcı cevaplarla karşılık vermiştir. Örneğin, Hz. Peygamber'in kendisine olan sevgisini bildiklerinden ashâb, ona hediye vereceği zaman Hz. Âişe’nin odasındayken verirdi. Bu durum Resûlullah'ın diğer eşlerini rahatsız etmişti. Bu nedenle Ümmü Seleme’den Resûlullah'ın sahâbeyi bu konuda uyarmasını istediler. Ümmü Seleme bu konuyu Resûlullah'a her açtığında o, sessiz kalmayı tercih ediyordu. Fakat en sonunda, “Âişe hakkında (söylenip de) bana eziyet etmeyin. Bana Âişe’den başka hiçbir kadının örtüsü altındayken vahiy gelmez.” (Buhârî, Hibe, 8) buyurdu.

                Hac yolculuğu esnasında, Hz. Peygamber'in hanımlarından Safiyye bnt. Huyey’in devesi hastalanmıştı. Hz. Zeyneb’in yanında da fazladan bir deve vardı. Resûlullah, Hz. Zeyneb’den fazla olan deveyi Hz. Safiyye’ye vermesini istemişti. Fakat Hz. Zeyneb, “Bu deveyi şu Yahudi’ye mi vereceğim?” diye cevap verdi. Bunun üzerine öfkelenen Resûlullah (sav) Hz. Zeyneb’e bir müddet küs durdu. (Ebû Dâvûd, Sünnet, 3) Aynı şekilde Peygamber Efendimiz, Hz. Safiyye’yi, “Yahudi kızı” diyerek küçük gören Hz. Hafsa’ya, Allah'tan korkmasını söylemişti. Kendisine söylenen bu sözlerden rahatsızlığını dile getiren Hz. Safiyye’ye ise, “Sen bir peygamberin kızı konumundasın, amcan da peygamberdi ve şu an da bir peygamberin nikâhı altındasın. Sana karşı hangi hususta övünüyor?” buyurarak onu teselli etmişti. (Tirmizî, Menâkıb, 63)

                Ailenin huzur ve saadeti, eşlerin birbirlerine karşı anlayışlı, dengeli, tutarlı ve orta bir yol izlemeleri ile mümkündür. Hayatın her aşamasında; acı ve tatlı zamanlarında, sevinç ve hüzün günlerinde aynı duygu ve heyecanı yaşayarak eşlerin birbirlerine destek vermeleri ve özel zaman ayırarak karşılıklı sohbet etmeleri, sonsuz bir mutluluk kaynağıdır. Bu yüzden Hz. Peygamber, aile fertlerinin farklı ruh hâllerini, hassasiyetlerini, ahlâk ve karakterlerini göz önünde bulundurur ve gerektiğinde susarak sorunların üstesinden gelirdi.

                Ailesinin kendisi üzerinde hakkı olduğunu bilen Allah Resûlü onlara zaman ayırırdı. Bu nedenledir ki kendisini sürekli ibadete vererek ailesini ihmal edenlerin sünnetinden yüz çevirmiş olacağını ifade etmişti. Allah Resûlü zaman zaman evinin hizmetlerini görür ve eşine yardımcı da olurdu. Resûl-i Ekrem’in evdeki hâli Hz. Âişe’ye sorulduğunda şunları söylemişti: “O, normal bir insandı. Elbisesini diker, koyununu sağardı.” (Buhârî, el-Edebü’l-müfred, 190)

                Resûl-i Ekrem’i en güzel örnek olarak âlemlere sunan ilâhî irade, eşler arası muamelede şu rehberlikte bulunuyordu: “...Onlarla (hanımlarınızla) iyi geçinin. Eğer onlardan hoşlanmazsanız (biliniz ki) Allah'ın hakkınızda çok hayırlı kılacağı bir şeyden de hoşlanmamış olabilirsiniz.” (Nisâ, 4/19) Bu âyetten ilham alan Resûl-i Ekrem de şu hikmet yüklü çağrıyı yapıyordu: “Mümin bir kimse, mümine olan eşine nefret beslemesin; (çünkü) onun bir huyunu beğenmezse de hoşlanacağı başka bir huyu mutlaka vardır.” (Müslim, Radâ’, 61) Aynı zamanda Allah Resûlü erkeklerden, hanımlarına hoşgörülü davranmalarını ve onlar hakkında birbirlerine hayrı tavsiye etmelerini istemiştir.

                Allah Resûlü dini, insanî ve sosyopolitik bazı nedenlerle birden fazla evlilik yapmıştı. Hanımları ile ilişkilerinde her zaman adaleti gözetmeye dikkat ederdi. Yolculuğa çıkacağı zamanlarda eşleri arasında kura çekerek yanına hangisini alacağını belirlerdi. Diğer vakitlerde ise her hanımına belirli gün ve gecelerini ayırarak onunla ilgilenirdi. Hz. Âişe onun bu hassasiyetini ve düşünceli davranışını şöyle anlatır: “Resûlullah yanımızda kalma süresi bakımından aramızda ayrım yapmazdı.” Hz. Peygamber'in bu inceliğinin idrakinde olan güzide eşleri de onu memnun etmek için yarışırlardı. Nitekim yaşı ilerleyen Hz. Sevde, Resûlullah'ın Hz. Âişe’ye olan sevgisini bildiğinden, onun hoşnutluğunu kazanmak için kendi sırasını Hz. Âişe’ye vermişti.

                Resûlullah'la ilgili olarak Hz. Âişe’den nakledilen, “Hanımlarından birini öptü ve abdest almadan namaza çıktı.” şeklindeki ifadeler, her ne kadar hadis kitaplarımızda abdestle ilgili olarak nakledilmişse de haddizâtında bu husus, Resûlullah'ın evinde hanımlarına karşı sıcak ilgisini ve sevgisini gösteren önemli bir ayrıntıdır.

                Allah Resûlü eşlerini koruyup gözetir, onlara da kendine de kötülük gelmesinden sakınırdı. Bir gece itikâfta iken Hz. Safiyye kendisini ziyarete gelmişti. Dönüşte Allah Resûlü ona odasına kadar eşlik etmek üzere ayağa kalktı. Mescidin kapısına yaklaştıklarında ensardan iki kişi onlara selâm vererek hızlıca yürümeye devam ettiler. Hz. Peygamber onlara yavaş olmalarını söyleyerek onların yanlış anlamaları ihtimaline karşılık, “Acele etmeyin! Bu (yanımdaki eşim) Safiyye bnt. Huyey’dir.” diye açıklama yaptı. Sahâbîler böyle bir açıklamaya gerek olmadığını söylemişlerse de Allah Resûlü şeytanın onları şüpheye düşürmesinden endişe ettiğini söylemiştir. (Buhârî, Edeb, 121) Bu olay Resûlullah'ın aile şerefi konusundaki hassasiyetinin güzel bir örneğidir.

                Hz. Peygamber aile fertlerine asla baskı yapmaz ve onlara karşı zor kullanmazdı. Aşağılayıcı ve can sıkıcı sözlere, azar ve dayak gibi onur kırıcı yollara başvurmazdı. Hz. Âişe’nin anlattığına göre, “Resûlullah (sav), Allah yolunda cihad hâriç eliyle hiç kimseye vurmadı. Ne bir kadına ne de bir hizmetçiye!..” (Müslim, Fedâil, 79) Aksine zaman zaman onları onurlandıran ince davranışlarda bulunurdu. Kendisini yemeğe çağıran komşusunun davetini ancak eşini de çağırdığında kabul etmesi, onun bu ince ve düşünceli davranışlarından birisidir. Hz. Peygamber, ashâbından da aileleriyle ilişkilerinde aynı hassasiyeti göstermelerini istemiştir. Nitekim Saîd b. Hakîm’in naklettiğine göre, dedesi Muâviye elKuşeyrî’nin, “Hanımlarımız hakkında ne dersiniz?” diye sorması üzerine Allah Resûlü şöyle buyurmuştur: “Yediklerinizden onlara da yedirin, giydiklerinizden onlara da giydirin, onları dövmeyin ve kötülemeyin.” (Ebû Dâvûd, Nikâh, 40-41)

                KAYNAK: HADİSLERLE İSLAM


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —