Geçen değil ondan önceki haftalarda, belki de yüzyıllardır birçok teze konu olan geri kalmışlığımız konusuna kısaca giriş yapmıştık. Geri kalmışlığımız, aslına bakarsak diğerlerine göre daha az ilerleyişimiz, toplumun değişik kesimlerince farklı farklı değerlendirilmekte. Cemil Meriç’in “izmler idrakimize giydirilmiş deli gömlekleridir.” Sözü mucibince… Ve ne yazık ki topluma dünya görüşü, ideoloji ve dava gibi adlarla kanıksattırılan, objektif bakmamızı engelleyen görüş ayrılıkları yüzünden geri kalmışlığı mız konusu da tam olarak anlaşılamamakta, anlaşılmasına imkân verilmemektedir.
Bazen ters bakmanın, tersinden gitmenin ve ters düşünebilmenin faydalı olabileceğini tecrübe etmiş bir insan olarak, insanı ilgilendiren her konuda ilerlemenin, daha ileriye gitmenin yanlışlıklara da meydan verebileceğini düşünmekteyim. Kültürel ve insani anlamda, değerlerimizin, gelenek ve göreneklerimizin dejenere olmasına vesile olabilecek ileri gitmekten, ileri gitmişlikten bahsediyorum. İleri gitmişlik bize ilkokul çağından itibaren hep sanayi toplumu olmakla, sanayi devrimini tamamlanmakla mümkün olacağı anlatılmadı mı? O halde genişletelim biraz meseleyi.
Küçük şirin ilçemizde ilk – orta – lise eğitimini almış, dünyanın sayılı metropolleri arasında sayılan İstanbul’a yüksek öğrenim görmek için giden bir genç olarak Demirci İstanbul arasındaki mekânsal farkın yüksekliğinden, trafik, insan kalabalığı, kültürel farklılıkları, ---o zamanın şartlarına göre– inceleyebilmiştim hatta hâlâ da inceleyenim. Bugüne değin benim ulaşabildiğim tek cümlelik sonuç: İlerlemenin faydaları olduğu kadar zararlarının da olduğudur.
Yeni bir paragrafa geçtim ki; arada sazan gibi atlayanlar olsun diye… Hayır! Önceki paragrafın son cümlesinden ilerlemenin zararlı olduğu sonucuna varamayız. Varmamalıyız. Zararlarının da olduğu, hatta yararları kadar olabildiğini vurgulamak istemiştim. Mamafih her şeyin olduğu gibi fazlasının zararlı olabildiği, faydasının içinde zararının saklanabildiğini belirtiyorum. Saklananı görmek ve zararını bertaraf etmek için…
Sanayileşme ve eskilerin deyimi ile fennin ilerlemesinin, şehirleşmeyi arttırdığı, mega kentleri ortaya çıkardığı ve mega kentleşmenin suç ve nitelikli suçu arttırdığı küçük çocukların bile malumu. Teknik imkânların fütursuzca artması ve paralel olarak sanal dünyaların insanı insanlıktan çıkardığını söylesem, bu tezim, herhalde “z” kuşağı hariç herkes tarafından kabul görür. İnsan kalitesinin sığlaşması ve insanın çokluk içerisinde ontolojik yokluk çekmesinin dramatik sonuçları daha bundan otuz – kırk yıl sonra insanoğlu tarafından görüleceği acı bir gerçek olacak.
Tabi ki tüm bunlara rağmen ve çözümünü de anti kapitalist, anti sosyalist, anti bilmem ne felsefesini de bularak, teknolojinin ve sanayileşmenin faydalarıyla huzurlu bir yaşam sürebiliriz.
Teknofest’in son yıllarda yapmaya çalıştığı, bu konuda gençleri desteklediği projeler gerçekten harikaymış. Teknofest’in havacılık, uzay ve teknoloji festivalinin Türkiye’nin milli teknolojilerini geliştirmeyi hedefleyen tek festival olduğunu yeni öğrendim. Halı festivali, film festivali, kiraz festivali elbette değerli. Ama Teknofest’in de toplumun her kesimi tarafından kayda alınması ve değerlendirilmesi gerekir derim ben.
Bu arada mahdumumun (çocuğumun) da içerisinde bulunduğu ekibin, sekiz bin proje içerisinde önce ilk seksen proje içerisine sonra da ilk on proje içerisine girerek Demirci’yi önce Trabzon’da sonra Samsun’da temsil etmesi beni olduğu kadar Demirci’yi de gururlandırdı. Demirci Anadolu İmam Hatip Lisesi Fen ve Sosyal Bilimler Proje Okulu’nu tebrik ederim. Başarılarının ülkeyi bir adım daha öteye götürmesini Allah’tan temenni ediyorum.
HADİ KALIN SAĞLICAKLA…