
İnsanları derinden etkileyen, çaresizlik hissi veren, yoğun bir şekilde korku ve dehşet duyguları ortaya çıkaran beklenmedik olaylara (savaş, doğal afet, trafik kazası, yangın, taciz) maruz kalmasına travma denir.
Afet travmasının diğer travmalardan farkı, afet travmasının kolektif olmasıdır, yani çoğu insanın bir anda bunu yaşamasıdır. Çocuklar yetişkinleri model almaktadır. Bununla birlikte yetişkinlerin afetlere bakış açısı çocukların afetleri ve travmatik deneyimleri anlamlandırmasında etkili olmaktadır. Depremle ilgili yapılacak psikososyal çalışmalar sadece deprem bölgesinde dep remi yaşayan çocuklarla sınırlı kalmamalı, dep remle ilgili yıkımı ve acıyı medya araçlarından öğrenen çocuklar da sürece dahil edilmelidir. Çünkü medya aracılığıyla deprem bölgesindeki gelişmeleri izleyen insanlar da depremle ilgili olarak ikincil düzey travmatik tepkiler göstereceklerdir. Sadece deprem bölgesinde yaşayan çocuklara değil depremden haberdar olan çocuklar da psikoterapiye ihtiyaç duymak zorunda kalabilmektedir. Yetişkinlerin konuşmalarından ve medyada yer alan haberlerden etkilenebilecek çocuklar depremle ilgili ailelere sorular sorabilmekte ve anne babaların verdikleri tepkiler çocukta kaygı, endişeye neden olabilmektedir. Çocukların stresle başedebilme becerileri yetersizdir, sosyal ve duygusal gelişimleri yetersizdir, çocuklar yetişkin bakımına muhtaçtır. Çocuklara deprem gibi önemli bir konuda bilgi verilirken onun anlayabileceği bir dilde konuşmak gerekmektedir.
Deprem bölgesinde olmayan depremi medya kanallarından izleyen çocukların aileleri, çocuklar kendilerine depremle ilgili soru sordukları zaman, sorulan sorulara sabırla cevap vermelidir. Muhtemelen çocuklar deprem ile ilgili çok fazla soru soracaklardır, bu sorulara gerçekçi cevaplar verilmelidir. Nasıl bir yetişkinin aklına deprem olduğunda depremle ilgili çok fazla düşünce geliyorsa çocukların da bu konuyla ilgili çok fazla şey düşünmesi ve bunları büyüklerine sorması muhtemeldir.
Depremden etkilenen çocuklar için rutinler oluşturma, rahatlatma ve rol model olma aşamalarına dikkat edilmelidir. Günlük yaşamda çocuk ların yaptıkları aktivitelere geri dönmesi okula gitmek, kitap okumak, arkadaşlarıyla vakit geçirmek gibi çocukların gündelik hayatlarında düzenli olarak yaptıkları faaliyetlerine devam etmesi “rutin oluşturma’’ aşamasını içermektedir. İkinci aşama olan “rahatlatma” aşamasında ise yukarıda da belirtildiği gibi çocuğun aklına takılan sorular çocuğun anlayabileceği şekilde anlatılmalıdır. Bununla ilgili çocuğun yaş seviyesine uygun olarak masal kitaplarından, oyunlardan ve animasyonlardan yararlanılabilir. Çocuklar yüksek yıkıcılıkta bir deprem deneyimlemese de ilerleyen zamanlarda büyük bir depremle karşılaşabilir. Çocukların yaş gruplarına göre artçı sarsıntı ve depremin ne olduğunun anlatılması belirsizliğin kaldırılmasında önemli rol oynayabilir. Küçük çocuklarda oyuncakların kullanımı yeryüzünü bir yapbozun parçalarına benzetip parçaların birbiriyle çarpışmasıyla ortaya çıkan titreşime benzetmek mantıklı olabilir. Depremin oluşumunun anlatılmasındaki en temel faktör dep remi çocuğun anlayabileceği bir seviyede anlatmaktır. Okul çağındaki çocuklar zaten müfredatta olduğu için depremin ne olduğunu bilmektedirler. Bununla birlikte depremi, evde anne babayla konuşmak öğretmenle okulda konuşmaktan çok farklıdır. Evde aile bireylerinin deprem hakkında konuşması da önemlidir. Bununla ilgili evde anne baba tarafından konuşma yapılabilir. Çocuklar dep remi televizyon ya da sosyal medyadan gördüklerinde “o çocuklara ne olacak, şimdi ne yapacaklar, aynısını biz yaşarsak ne olacak” gibi sorular sorabilirler. Çocukların içinde bulunduğu belirsizliği ve kaygıyı ortadan kaldırmak için bu sorulara cevap vermek gerekmektedir. Çocuğa “burada hiç deprem olmayacak, endişelenme evimize bir şey olmayacak’’ demek doğru bir yaklaşım değildir. Bunun yerine “depremden etkilenmemek için elimizden gelen önlemi aldık, gerekli tedbirleri aldık” demek, birlikte deprem çantası hazırlamak, deprem olduğunda ailenin neler yapacağını çocuğun da dâhil olduğu bir ortamda konuşulması daha uygundur. Çünkü depremden psikolojik olarak daha az hasar almamız bizim depreme ne kadar hazır olduğumuzla ilgilidir. Çocuklar televizyonda depremden etkilenen kişileri sorduğunda ise depremzedelerin yeni evlerine taşınacakları, okullarına bir süre sonra yeniden devam edeceklerini söylemek yeterlidir. Çocuğa sadece sorduğu kadarını anlatmak konuşmayı ayrıntıya boğmamak önemlidir. Yetişkinler televizyonda depremi izlediğinde bazen kızabilirler, bazen üzülebilirler bazen de gerilebilirler. Bu duyguları çocuğa yansıtmak doğru değildir. Bazen çocukların deprem bölgesindeki çocuklar gibi travmatik tepkiler verdiği görülebilir. Bu travmatik tepkiler iştah kaybı, uyku bozuklukları, aşırı kaygı lanma, anne babaya aşırı bağlanma gibi davranışlar olabilir. Bizler bu davranışların normal olduğunu bilmeliyiz ve çocuklara da düşüncelerinin ve korkularının normal olduğunu anlatmalıyız. Bu davranışlar ve düşünceler normal olmayan olaylara verilen normal tepkiler olarak kabul edilir. Çocuklar depremle ilgili televizyon ve sosyal medyada yaşlarına göre uygun olmayan içeriklere maruz kalabilirler. Bunu önlemek için çocukla birlikte evde farklı alanlarda etkinlikler yapmak, aile bireylerinin beraber oyun oynaması, bir süreliğine deprem konusunun çocuğun yanında konuşulmaması, deprem haberlerinin çocuğun yanında izlenmemesi gerekmektedir. Uzun süre deprem haberlerini izlemek, ve depremi konuşmak çocuktaki kaygının devam etmesine neden olabilmektedir.
