
Benim Baba yadigarı olarak gördüğüm babamın emeğine biraz da olsa benim katkı sağladığı, asıl Demirci haklının emeği ve maddi desteği ile bugünkü halini alan kutsal bir mekandan bahsedeceğim bu hafta. Aslında Sadece Demirci’ye değil diğer ilçelerdeki insanlara ve hatta hatırı sayılır uzaklıktaki insanlara da muhatap olabilmiş bir mekandan bahsedelim istedim bu hafta.
Kutsal mekan deyince hemen toprağının, binasının veya çevresindeki müştemilatın kutsallığı anlaşılmasın. Kastımız o mekana ruh katan, yaşayışı ve fikirleriyle o mekanı anlamlandıran insan veya insanlar nedeni ile kutsal kelimesini kullandım. Bizim eleştiriyi meslek haline getirmiş, eskide, geride hangi fikir, hangi enstantane olursa olsun “zinhar yanlış, Kur'an'da bu yok diyen”, kendisinin Kur'an'dan ve Kur'an'ı yaşamaktan haberinin bile olmadığı kişileri kale alıyorum bilesiniz.
Tüm bunlar ışığında, bu hafta Reisler türbesinden bahsedeceğim anlaşılmıştır.
Zamanları ve mekanları çoğunlukla üstünkörü değerlendirdiğimiz gerçek. Belki derinliğine inceleme fırsatı buluruz ve size de sunarız anlayışı ile bahsedeceğiz bu bahiste ve her bahsimizde.
Demirci ve her nerede yaşanıyor ve yaşatılıyor ise orada İrezler tanınır. Aslında Demirci ye 2 - 3 km. mesafede. Mesafe yakın. Gidip türbeyi ve çevresini eskilerin deyimi ile temaşa ettiğinizde yani yeniler deyimi ile gezdiğinizde ve gördüğünüzde, gönlünüz de yakınlaşacak. Fiziki mekan olarak ve manevi mekan olarak mutlu olacağınız bir yer olacak sizler için. Biraz fotoğraf da paylaşacağım Cengiz Han abinin lütfu ile. Ama siz hem kendi gören gözünüz ile hem de gönül gözünüz ile görün derim ben...
Yazı vesilesi ile gittiğimde de gördüm ki ben bile ihmal etmişim. Yazımın başında baba yadigarından, benim de katkılarımdan bahsetmiştim kısaca. Bahsetmiştim çünkü; izbe, harabe bir halde iken vakıflara ait olan bu eserin tamirat ve tadilatına başlamak bile oldukça zor oldu. Aylarca dilekçe üstüne dilekçe yazmış ve en sonunda kerhen izin verilişinden bu haline gelinceye kadar geçen süreçteki sıkıntılara ve zorluklara yakın şahitlerdenim. Halbuki o zamanlar nerede ise her günümüz oranın meşguliyeti ile geçti. Tamirat ve tadilat kararı verildikten sonra kuyumcu titizliği ile binanın aslına uygun yapılması için defalarca denetimden geçmiş, defalarca sökülüp yeniden yapılmış bir mekan İrezler. Yakinen bilmem çoğunlukla yazışmaların elimden geçmesinden. Babam rahmetli ve Demirci de herkesin ve her kesimin takdirini toplamış, hocaların hocası rahmetli Hasan Hikmet Bilgin’in dernek kurarak, hem de 28 Şubat sürecinde, kapı kapı, esnaf esnaf dolaşarak para toplayarak imal ettikleri ve kültürümüze tekrar kazandırdıkları bu eser, sırf bu yüzden çok kıymetli ve benim için baba yadigarı manevi bir mirastır. Ama aynı zamanda bu gün hepimiz için, yarın çocuklarımız için vazgeçilmez mirasımızdır. Bu arada inşaatında babamın teşviki sayesinde ben de amele olarak çalıştım. Tüm diğer çalışanlar gibi tabii ücretsiz ve Allah rızası için.
Reisler Türbesi ile ilgili, tartışmaya açık olmakla beraber, inananı da inanmayanı da hor görmeden, Allah'ın gücünü isteyene, istediği zaman ve istediği şekilde kullanacağını da önemseyerek, hâlâ hayatta olan Annemin bir hatırasından bahsetmek isterim: Anneannemin çocukları yaşama mış. Çocuklar 3 - 5 yaşlarına gelince vefat ediyorlarmış. Dayım rahmetli de 2 - 3 yaşlarına gelince köyün yaşlılarından biri İrezler e gitmelerini, orada insanlara yedirmek üzere kurban kesmelerini ve bir gün kalarak dua etmelerini istemiş. Dediğini yapmışlar ve dayım hayat ta kalmış. Sonra annem ile arasında çocukları vefat etmiş. Annem benim için de aynısını yaptıklarını söylediler dedi. Annem hayatta. Eskiden birçok kişinin buraya geldiği ve rablerine dua ettiklerini söylerdi. İnanç bu… Ben de var, sen de yok, sen de var ben de yok … ayrıca inanmak zorunlu da değil böyle konulara… farz değil, sünnet değil hesabı.
Hz. Peygamberin torunlarından Ali İmran oğlu Hasan Reis, Hüseyin Reis ve Muğire Reisin medfun olduğu türbelerin mekânı buralar. Ali İmran ile İmrenler köyü arasındaki bağlantıyı netleştirebilmiş değilim şimdilik. Babamdan duyduğum aslında İmrenler köyünün yüzyıllar önce Reisler civarında olduğu sonradan şu anki mekâna taşıdıkları şeklinde. Türbe ile ilgili sağ üst köşede 1484 - 1534 yılları işaret ediliyor. Bu tarihlerde yaşamış ve vefat etmiş mübarekler.. Mekanı kutsallaştıran yada kutsal olmasını sağlayan kabirde yatan kişilerin seyyit olmaları değil inanın. Bizim inancımızda ruhban sınıfı yok. Yani doğuştan günahsız ve ölünceye kadar günahsız olacak Hristiyanlardaki gibi grup yok. Olmamış. Bazı mezheplerde ruhban sınıfı ile benzerlik taşıyan anlayışlar var. Ama en azından müslümanların çoğunluğunu oluşturmuyorlar. Ama bizim gibi sünni müslümanlar dengeli bir peygamber ve varisleri anlayışı ile devam ediyoruz inancımıza. İstisnalar kaideyi bozmaz deyip uzatmayalım konuyu. Kaçtığımdan değil ayrı bir konu olsun, uzun uzun anlatırız ve anlaşırız sonra.
Gene tam konunun ortasında kalalım … Hem Allah var hoşuma gidiyor böyle olunca. Sizden az çok dönüt de geliyor, düzeltiyoruz bazı yanlış anlamalarınızı veya düzenliyoruz kendimizi. Bu arada konu fark etti iseniz kutsal mekânlara geliyor. Kim bilir belki en kutsalına yolculuk yaklaşmıştır belki ha.. hadi inşallah diyelim. Yazarız kalbinden size… Dualarınız İle…