Menü Halıkent Bölge Gazetesi
Harun DOĞRUYOL

Harun DOĞRUYOL

Tarih: 07.09.2021 22:51

BİZARIM

Facebook Twitter Linked-in

Ba’sübad-el mevt kapısı açıldı

Cesedime kara kefen biçildi

Defterim verildi soldan geçildi

Binler günahkârdan nefsim seçildi

 

Ecinniler yüzünde kan ve şehvet

Fasıklar yüzünde ölümden dehşet

Yağlı vicdanlarda temerküz vahşet

Nisyanla malulüm sıram seçildi

 

Muhtevasıdır gözlerin hacetim

İhtivasıdır beşerlik hüccetim

Pir-ü pak olsun isterim iffetim

Bana köşk diye virane seçildi

Od yakmaz ateş boğmaz âşıkları

Sineler Firdevs’idir maşukları

Sallan cennetin taze beşikleri

Kara şecerem uzaktan seçildi

 

Leylime bir kamer gibi asıldın

Har bedenim çürüttü de kasıldım

Bir tek sen sordun halimi nasıldım

Bana huri diye zebani seçildi

 

Kâinatın sırrına ermeyen

Kemaliyet aynasında görmeyen

Şol arzı mevcudatı bilmeyen

Ahmak diye dergâhtan seçildi

 

Harun derki hayat acı tahayyül

Bendeki felağa bitmez temayül

Tebdil içindedir döner tahavvül

Bana şiir diye ağıt seçildi

            Şiiri okuduktan sonra hangi duygu ile yazıldığını öğrenince belki de çok şaşıracaksınız. Bu şiiri bir hiciv olarak kaleme aldım. Konuşmalarında Arapça, Farsça kelimeler kullanarak daha bilgili gözüktüğünü düşünenleri eleştirdim. (Arapça, Farsça bir kelime Türkçeleşmiş, halkın diline geçmiş ise buna bir şey diyemeyiz). Bir de bunun tersi var: Konuşma aralarında, İngilizce kelimeler sokuşturarak entelektüel gözüktüğünü düşünenler. (Eğer İngilizce bir kelime bilimsel bir terime dönüşmüş ve Türkçe karşılığı yok ise bu konuya da bir şey diyemeyiz). Her iki taraf da Türkçeye kötü davranıyor. Ben İngilizce öğretmeniyim. Ama konuşurken çok dikkat ediyorum. Türkçe bizi ayakta tutan şey. Ona saygılı davranıyorum.

            Türkiye’de insanlar tarihle ve dünya ile çok ilgilenmedikleri için bazı şeylerin sadece kendi başlarına geldiğini sanıyor.

            10-11. yüzyıllar arasında Anadolu Selçuklu devletinde saray erkanı Farsça, din adamları Arapça, pazarda buğdayını satan adam ise Türkçe konuşuyordu. Kim kazandı, pazardaki adam. Aynı yüzyıllarda İngiltere’de saray erkanı Fransızca, din adamlar Latince, halk ise İngilizce konuşuyordu. Kim kazandı, halk kazandı. Türkçe bize atalarımızdan yadigâr kalmıştır. Bazı zamanlar hırpalanmış olsa da Türkçe bizim özümüzü oluşturur. Bu şiiri bir de bu gözle okuyun derim.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —